Bu haber kez okundu.

Mesnevi'den / Gurbet
Çünkü ney, yetiştiği kamışlıktan kesilip ayrılmış, bağrı ateşle dağlanarak delikler açılmıştır. Başına, ayağına, hattâ boğumları arasına mâdenî halkalar ve teller takılmış, yâni kelepçelere mahkûm edilmiş, bundan dolayı da kupkuru ve sapsarı kesilerek benzi solmuştur. ~|~ İnsân da aynen böyledir. O, âlemi ilâhîdeki mevkîinden şu dünyâya getirilmiş ve beşeriyyet kaydına alınarak ayrılık ateşiyle yüreği dağlanmış ve şerha şerha edilmiştir. Ancak her insanda vâkî olan bu gerçek, tefekkür ve tehassüs itibarıyla temâyüz...erek insanı kâmil hâline gelindiğinde zâhire çıkar. Yâni idrâk sâhasında tezâhür eder.
Kâinâtta gördüğümüz veya göremediğimiz bütün mahlûklar, Allâh Teâlâ'nın esmâsının (isimlerinin) bir kısmının mazharıdır. İnsanda ise, bütün esmâyı ilâhiyyenin kâmil tecellîsi mevcûddur. İnsan "Rûhumdan ona üfürdüm..." âyetinin sırrına nâil olmuştur. Bu sebeble o, bir îcâd bedîası, yâni san'at hârikasıdır. Hakk'ın san'atı, kudreti, yaratma gücü, en kâmil mânâda insanda tecellî etmiştir. Bu itibarla insan, mânevî kirlerden, nefsânî arzulardan arınır ise, tam mânâsı ile kâmil olur. Bir mıknatıs etrafındaki tozlar gibi, geldiği âleme şiddetle iştiyak ve hasret duyar.
Bu, insan rûhunun Allâh'dan geldiği için vâsılı ilâllâh olma istîdâdıyla mücehhez olmasındandır. Bu istîdâdın da harcı, muhabbettir. Muhabbet ise, yürekte bir ateştir ki, gönülde mâsivâ bırakmaz, yakar. İşte bu yanışla insanda geldiği yere dönme meyli tezâhür eder, Rabbine iştiyâk ve arzusu artar; hasreti şiddetlenir.
Hazreti Mevlânâ kuddise sirruh, Bilâl radıyallâhü anh'ın bu gurbet âleminden kurtulup Rabbine kavuşma arzusunu ne güzel anlatır:
"Hazreti Bilâl, zayıflıktan hilâle dönmüştü. Yüzüne ölümün rengi ve gölgesi düşmüştü."
"Hanımı onun bu hâlini görünce: «Eyvahlar olsun, evim yıkıldı!» dedi."
"Bilâl ise ona: «Hayır, hayır! Şimdi neş'e ve sevinç zamanı.. Evim yapıldı!» dedi."
"Bilâl devamla: «Ben şimdiye kadar dünyânın, yâni bu Hakk'dan uzak gurbet hayâtının kederi içindeydim!..» dedi."
"Bilâl bu sözleri naklederken de yüzünde nergisler, güller ve lâleler açıyordu. Mübârek yüzü daha da nûrlanıyordu."
"Hanımı ise, Bilâl'in nefesleri zayıflayıp tâkatsizliğinin arttığını gördükçe: «Ey güzel huylu, yüksek ahlâklı Bilâl! Demek ayrılık zamanı geldi!..» dedi."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100