Bu haber kez okundu.

Mesneviden/ Gurbet
Ben bir aceb ile geldim,
Kimse hâlim bilmez benim!
Ben söylerem ben dinlerem;
Kimse dilim bilmez benim!
İnsanın maddî yapısı da topraktan olduğundan o, toprakta yaşar ve topraktan gıdâlanır. Sonunda toprakta fânî olur; toprakla bütünleşerek aslına, yâni toprağa döner.
~|~ Bunun içindir ki, bu âlemin kâmil ifâdesi "gurbet" olduğu hâlde, onun gelip geçiciliği sebebiyle bir "misâfirhâne" telâkkî edilmesi, meşhûr olmuştur. Çünkü, gurbette her zaman geri dönme şartı mevcûd değildir. Buna mukâbil, misâfirlikteki muvakkatlik ve eninde sonunda geldiği yere geri dönüş, daha onun başladığı andan itibâren mevzûbahisdir. Nitekim Rasûlullâh sallâllâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, birgün hasırın üzerinde uyumuş ve hasır, mübârek vücûdunda izler bırakmıştı. Bunun üzerine:
"Hasırla aranıza birşeyler serseydik!" diyen sahâbîlere:
"Benim dünyâ ile ne işim var? Ben, dünyâda yolculuğu esnâsında bir ağaç altında gölgelenen, sonra da oradan geçip giden bir yolcu gibiyim." buyurmuştu. (İbni Mâce, Zühd, 409)
Diğer taraftan Hazreti Peygamber sallâllâhü aleyhi ve sellem, birgün elini Hazreti Ömer radıyallâhü anh'ın omuzuna koyarak bu âlemdeki muvakkatliği ifâde etmek üzere:
"Dünyâda ya garîb bir insan gibi, ya da bir yolcu gibi ol!" buyurmuşlardır.
Bir gurbet diyârı olan dünyâya gelen her fânînin ömür takvîmi, ölümle son bulur. Bunun için dünyâya geliş ve gidişin idrâki içinde olup da garîb bir yolcu gibi yaşayanlar, ilâhî nasîblerin heyecanıyla, dünyânın çile, ızdırap, gam ve keder dolu imtihânlarında muvaffak olmaya gayret gösterirler. Onlar, gurbet hayâtının gâh sürûr, gâh elem olarak tecellî eden muhtelif tezâhürleri karşısında dâimâ tevekkül, teslîmiyyet, sabır ve rızâ hâlinde yaşarlar. Böyle bahtiyar kimselerin ölümleri, sonsuz rahmet kapılarını aralatan bir vuslat, yâni Rabbe kavuşma şeklinde tezâhür eder.
Bu sebepledir ki, büyük mutasavvıf Mevlânâ Celâleddîni Rûmî de, dünyâ hayâtını bazen bir gurbet, bazen bir yolculuk âlemi olarak tasvîr eyler. Vefâsız, fânî ve aldatıcı olması dolayısıyla ona bel bağlayanların hüsrâna uğradığını ifâde eder. Mevlânâ Hazretleri, dünyânın muvakkatliği bakımından onu bazen de bir misâfirhâneye teşbîh eder. Hattâ rûhun bile bedende muvakkatliği dolayısıyla bir misâfirlik hâli yaşadığını ifâde buyurur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100