Bu haber kez okundu.

Mesnevi'den
~|~

Bunun içindir ki, bu âlemin kâmil ifâdesi "gurbet" olduğu hâlde, onun gelip geçiciliği sebebiyle bir "misâfirhâne" telâkkî edilmesi, meşhûr olmuştur. Çünkü, gurbette her zaman geri dönme şartı mevcûd değildir. Buna mukâbil, misâfirlikteki muvakkatlik ve eninde sonunda geldiği yere geri dönüş, daha onun başladığı andan itibâren mevzûbahisdir. Nitekim Rasûlullâh ?sallâllâhü aleyhi ve sellem? Efendimiz, birgün hasırın üzerinde uyumuş ve hasır, mübârek vücûdunda izler bırakmıştı. Bunun üzerine:
"?Hasırla aranıza birşeyler serseydik!" diyen sahâbîlere:
"?Benim dünyâ ile ne işim var? Ben, dünyâda yolculuğu esnâsında bir ağaç altında gölgelenen, sonra da oradan geçip giden bir yolcu gibiyim." buyurmuştu. (İbn?i Mâce, Zühd, 409)
Diğer taraftan Hazret?i Peygamber ?sallâllâhü aleyhi ve sellem?, birgün elini Hazret?i Ömer ?radıyallâhü anh?'ın omuzuna koyarak bu âlemdeki muvakkatliği ifâde etmek üzere:
"?Dünyâda ya garîb bir insan gibi, ya da bir yolcu gibi ol!" buyurmuşlardır.
Bir gurbet diyârı olan dünyâya gelen her fânînin ömür takvîmi, ölümle son bulur. Bunun için dünyâya geliş ve gidişin idrâki içinde olup da garîb bir yolcu gibi yaşayanlar, ilâhî nasîblerin heyecanıyla, dünyânın çile, ızdırap, gam ve keder dolu imtihânlarında muvaffak olmaya gayret gösterirler. Onlar, gurbet hayâtının gâh sürûr, gâh elem olarak tecellî eden muhtelif tezâhürleri karşısında dâimâ tevekkül, teslîmiyyet, sabır ve rızâ hâlinde yaşarlar. Böyle bahtiyar kimselerin ölümleri, sonsuz rahmet kapılarını aralatan bir vuslat, yâni Rabbe kavuşma şeklinde tezâhür eder.
Bu sebepledir ki, büyük mutasavvıf Mevlânâ Celâleddîn?i Rûmî de, dünyâ hayâtını bazen bir gurbet, bazen bir yolculuk âlemi olarak tasvîr eyler. Vefâsız, fânî ve aldatıcı olması dolayısıyla ona bel bağlayanların hüsrâna uğradığını ifâde eder. Mevlânâ Hazretleri, dünyânın muvakkatliği bakımından onu bazen de bir misâfirhâneye teşbîh eder. Hattâ rûhun bile bedende muvakkatliği dolayısıyla bir misâfirlik hâli yaşadığını ifâde buyurur.
Böylece misâfirliğin, içiçe, birçok safha ve tezâhür şekli arzettiği görülmektedir. Ki bunu, Mevlânâ Hazretleri, bu âlemde zıdların dâimâ bir arada ve içiçe bulunduğu gerçeğine de temâs ederek o eşsiz hikmetli üslûbuyla şöyle anlatmaktadır:
"?Ey delikanlı! Bu ten bir misâfirhânedir. Her sabâh, senin misâfirlerin olan gam ve neş'e oraya koşarak gelirler.""Âgâh ol; sakın bu misâfir benim boynumda kalır, deme! O yokluğa uçar gider. Yâni sürûr ve gamın bekâsı yoktur."

"Gayb âleminden ne gelirse gelsin, o senin gönlünün bir misâfiridir. Onu dâimâ hoş tut! Yâni, gamdan ötürü üzgün; sürûrdan dolayı da çok neş'e içinde kalma!"

"Gam düşüncesi, neş'e yolunu tıkar, aldırmaz! Hakîkatte ise gam, bambaşka bir sürûr ve neş'enin yollarını açar."

"Fikirler ve gam, gönül evini başka efkârdan süpürür. Tâ ki, kalbe yeni hayır ve sürûrlar gelmiş olsun!"

"Gam eli, gönül dalından sarı yapraklar silkmektedir. Tâ ki, bu dallardan birbiri ardınca yeşil yapraklar gelmiş olsun!"

"Gam, gönülden neyi döker ve götürürse, onun yerine daha iyisini getirir!"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100