Bu haber kez okundu.

Mesneviden/ Şebi Arus
"Mevlânâ:
"?O eskidendi. Seni tanıdıktan sonra insanların bildiği manada diri değilim.. Başka bir dirilikle buluşarak öldüm!" dedi... ~|~ "Şems O'na:
"?Hala nefsani istinadların var! Makâmın mansıbın bâkî! Bunlardan kurtul!" dedi."
"Mevlânâ da:
"?Bundan böyle Sen'in beni çekip götürdüğün ledün aleminde mevki ve mansıb aramaktayım.. Evvelki
varlığıma aid herşeyi terkettim; onları aştım!... " dedi."
"Şems:
"?Kolun kanadın var! Ben sana
kol?kanat veremem!.. " dedi "
"Mevlânâ:
"?Bundan sonra Sen'in kolun kanadın olmak için, kolumu ve kanadımı
kırdım... " dedi"
Şems de, bu ikrar karşısında vazifesinin bittiğine kanaat getirip O'na ilahî tecelliler ile dolu ebediyyet ufuklarında yanması için bir kanat taktı... Çünkü O'nu vuslatın hovardalığından büyük bir firkate düşürerek hasretin bereketli ikliminde yalnız başına bırakmıştı.
Gerçekten Şems'in Hazret?i Mevlânâ'ya verdiği hediye mahrûmiyyet, hasret ve muhabbetten başka bir şey değildi. Bu muhabbet ve hasretin en güzel örneklerini seâdet çağında Hz. Ebûbekir (r.a.) ve Hz. Fatıma (r.anha)'nın hayatında görürüz:
Hz. Ebûbekir Sıddîk, Efendimiz ?sallallahü aleyhi ve sellem?'le her yeni buluşmasında ayrı bir vecd ve istiğrak hâli yaşardı. Yanındayken bile O'na olan muhabbet ve hasreti teskîn olacağı yerde daha da ziyadeleşirdi. Aşıklar sertâcı Hz. Fatıma annemiz, Efendimiz'in ahirete intikalinde şöyle buyurdu:
"Fahr?i Kainatın ukbâ âlemini teşrîfiyle benim üzerime öyle bir musibet geldi ki, karanlığın üstüne gelse, karanlığın
rengi değişirdi.."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100