17 Ağustos 2001 Cuma 00:00
463 Okunma
Misyonerlerin hedefi Asya
Misyonerlerin Asya'da Oynadıkları Rol ve Faaliyetleri

Portekizli Vasko de Gama 1497 yılında güya Hindistan'a deniz yolunu keşfetmek üzere yola çıkar. Ancak Kral Don Manuel, Gama'yı dört gemi ile açık denizlere gönderirken sadece Hindistan'a giden deniz yolunu bulmayı değil aynı zamanda baharat, kıymetli madenler ve oradaki Hıristiyanları da bulmayı ya da Hıristiyanlığı orada yaşayanlara anlatmayı da düşünmekteydi.

Peki de Gama Doğu'nun zenginliklerini elde etmek ve Hıristiyanlığı yaymak için çıktığı bu seferde ne yapmıştır? Kalküta şehrini devamlı suretle top ateşine tutar, limandaki gemiler batırılır, şehir baştan sona yıkılır ve yanar, sivil halktan yüzlerce kişi hayatını kaybeder. De Gama adam öldürmeye, adamları da yağmaya girişir. Vasko de Gama'nın bu seferden on gemi dolusu ganimetle döndüğü rivayet edilir.

Keşif değil sömürgeyi genişletmek

Bilime ve insanlığa yaptığı hizmetlerle (!) tanıtılan Portekizli denizci Macellan'ın amacı Hint Okyanusu'ndan Pasifik'e oradan da Atlas O~|~kyanusu'na geçerek tersinden bir dünya turu gerçekleştirmek idi. Bu maksatla yola çıkan Macellan Mart 1521'de bugünkü adı Filipinler olan Bangsamora'ya ulaştı. Portekizli kaptanın asıl amacı bilimsel keşiften çok, sömürgelerin sınırlarını genişletmek, yeni hazineler bulmak ve dinini yaymaktır. Her keşif kolunun arkasından Hıristiyan misyonerler, askerler ve hazine avcıları sökün ederler. Macellan'ı da yine bu gruplar izler.

Macellan Filipin adalarına ulaştığında burada iki İslam krallığı bulunmaktaydı. Macellan'ın da gemisinden iner inmez ilk yaptığı tıpkı arkadaşları gibi yerli halkı kılıçtan geçirmek olmuştur. Macellan'ın Moro bölgesine gelişi ile Müslümanlara karşı sindirme, yıldırma, yok etme hareketleri başladı. Eğer Macellan 50 yıl sonra gelse idi, şüphesiz Moro ülkesinden başka tüm o bölge Müslüman olacak ve sömürgecilik Asya'da bu kadar yayılmayacaktı. Macellan bir akımın öncülüğünü yapar. Onun peşinden rahipler ve tüccarlar gelir. Onu haç ve silah izler. İslamlaşma hareketi onların önündeki ilk ve en büyük engeldir. Bu hareketi zorla önleme yoluna giderler. Macellan Manila'ya geldiğinde bu topraklar üzerinde egemenlik Müslüman bir krallığa aittir. Asıl yıkım Macellan'dan sonra başlar. 1565'de ikinci ticaret grubu gelir.

Burada misyoner?sömürgeci mantığın tarih boyunca takip ettiği metodu görüyoruz. Silah ve kaba kuvvetle teslim alınan ülkelere yine asker destekli misyoner ve büyük ticarî koloniler akın etmektedir. Amerika kıtasında da aynı metot uygulanmıştır.

Misyonerliğin bir diğer metodu da sömürgeleştirilecek bölgelerin idarecilerini etkileri altına almak ve bu sayede kukla yönetimler oluşturmaktır. 19. yy başlarından itibaren bu yöntem ağırlık kazanmıştır. Fransızlar Arapların arasından seçtikleri emirler, Hintlilerin arasından tayin ettikleri prensler aracılığıyla tampon yönetimler oluşturup çıkarları için kullanmışlardır.

İngiltere ve Asya'daki

Misyoner Faaliyetleri

İleride daha geniş olarak ele alacağımız gibi bilhassa İngilizler, Sömürge Bakanlığı ve ona bağlı olarak çalışan Misyoner Cemiyeti vasıtasıyla Hindistan, Afganistan, Pakistan gibi Asya ülkeleri üzerinde geniş çaplı bir misyonerlik ve sömürge faaliyeti yürütmüşlerdir. "Hindistan 18 yy'a kadar Avrupa'nın bütün dokuma kumaş, baharat ve daha bir çok tüketim malı ihtiyacını karşılayan zengin bir ülkeydi. Oysa sanayi devriminden hemen sonra İngiliz kumaşları, demir, kağıt, cam ve daha bir çok sanayi ürünü İngiliz pazarlarını sarmış, fiyat ve kalite yönünden rekabete giremeyen yerli sanayiyi tamamen yok etmişti."

Zira İngilizler Hindistan'da kendi tekstil mallarını pazarda Hint kumaşlarına karşı rakipsiz kılabilmek için 40 bin Hintli kumaş imalat ustasının kollarını kesmişlerdi.

Sanayi ve ekonomi sahasında durum böyleyken itikadî sahada da tam bir tahrifat söz konusudur. Zira her zaman ifade ettiğimiz gibi sömürgeleştirilecek bölgelerin kendi inanç ve itikatlarından uzaklaştırıp, Hıristiyanlığı benimsemesi ve bu sayede daha rahat sömürülmesi misyonerliğin bir numaralı hedefidir. Nitekim bu hedefe yönelik faaliyet gösteren İngiliz Misyon Cemiyeti, İngiltere Sömürgeler Bakanlığı'na bağlı olarak çalışmıştır. İngilizler ele geçirmek istedikleri Müslüman ülkelerde yerli halkın dinî inançlarını zedeleyebilmek için yine yerli halktan bazı kimselerle işbirliğine gitmişlerdir. Bu misalleri şu şekilde sıralamak mümkündür.

Hindistan

İngilizlerin peşinde bir gölge gibi dolaşan Seyyid Ahmet Han, onlara yaranabilmek için İncil ve Tevrat'ın tahrif edilmediğine dair kitaplar yazdı. Hintli Müslümanları işgalci İngilizlere ve Batı kültürüne ısındırabilmek için gazete çıkardı, kolejler açtı. İleride ayrıntılı olarak ele alacağımız, Kur'an'ın tarihselliği fikrini savundu. Kur'an'ın sosyal hayatla ilgili hükümlerinin bugün uygulanamayacağını iddia ederken, diğer yandan "Hindistan halkını o devrin Victoria İngiltere'sinin hayat tarzını, kültürünü ve sosyal yaşantısını tatbik etmeye çağırıyordu." (Prof. Yakup Çiçek).

Kurduğu okullarda İngiliz öğretmenlere öncelik tanıyarak yeni neslin İngiliz kültürünü benimsemesini sağlayan Seyyid Ahmet Han, bu hizmetlerinden (!) dolayı İngilizlerden 'Sir' unvanı bile almıştır. Bu gibi faaliyetler neticesinde Hindistan tam bir İngiltere sömürgesi haline gelmiştir. Yazar Mevdûdî, "1937?38 yılları arasında İngiltere tarafından yönetilen Hindistan'da İngiliz dini hüküm sürer. Çünkü Hindistan Ceza Kanunu ve Medeni Kanunu İngiltere'den alınmıştır" demektedir.

Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler

Prof. Dr. Haydar BAŞ
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100