15 Mart 2002 Cuma 00:00
186 Okunma
Misyonerlik faaliyetlerine genel bir bakış
Özgül AYDIN

Misyonerliğin Türk milleti üzerindeki hesaplarını ve faaliyet usullerini anlamak için Fener Patriği Grigoryos'un şu tespitlerine bir göz atmak yerinde olacaktır:

"Türklerin bütün meziyetleri hatta kahramanlıkları, dini ve manevi hayatlarını tanzim eden şahsiyetlere olan bağlılık ve hürmetlerinden gelmektedir. Türkleri evvela irşad vazifesini ifa eden bu şahsiyetlerden uzaklaştırmak gerekir. Halk, dinlerine ve ananelerine uygun olmayan harici telkin ve fikirlerle tahrip edilmelidir. Türkleri yıkmak ancak böyle mümkün olacaktır..."

Hakikaten, mucizevi bir ifade ile, Kur'an?ı Krim'de "Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar; ancak müstahkem kaleler içinde yahut duvarların ardından savaşırlar" (Haşr: 14) şeklinde beyan edildiği üzere, harp meydanlarında emellerine ulaşamayan Haçlı zihniyetinin, Türk askerinin bileğine güç, kılıcına hız aldığı mürşidiyle arasındaki rabıtayı koparmaya yönelik faaliyetlerinde gösterdikleri başarı hazin bir gerçektir.

Türk topraklarını, ~|~kendi ifadeleriyle "insanlığın insan olmayan numuneleri olan Türklere" bırakılamayacak kadar kıymetli görüp, bu maksada binaen başta tasavvuf, hadis ve sünnet müesseselerini tahrif etmeyi amaçlayan Hıristiyan aleminin bir başka çalışma metodu da, bu topraklara kendi ajanlarını din adamı kisvesinde yollamak yahut bu toprakların kalleş evlatlarını üç beş kuruşa satın almak olmuştur.

Nitekim bunlardan biri olan Cemaleddin Afgani samimi müminlerin Allah'ın ayetlerine olan bağlılıklarını sabana bağlanan bir öküzün durumuna benzetmiş ve İslam'a atıfla "bu din nerede yerleşmişse ilmi boğmuştur" deme cüretini bile gösterebilmiştir.

Keza Müslüman din adamı olarak faaliyet gösteren ajan Humpher, dinden kastın sadece İslam olmadığını, Yahudi ve Hıristiyanların da mümin sayılabileceği, iyi ameller işlemeleri halinde cennete girebilecekleri, Allah'ın kullarının ibadetine muhtaç olmadığı gibi fikirleri yaymaya çalışmış, bağlı bulunduğu İngiliz Sömürgeler Bakanlığı'nın direktifleri doğrultusunda Türkçe ezan, Türkçe namaz, Türkçe ibadet konularını gündeme getirmiştir. Burada sayabildiklerimiz Humpher ve kendisi gibi çalışan beş bin misyoner ajanın faaliyetlerinden sadece birkaçıdır.

Katolik kilisesinin 1965 yılında sona eren II. Vatikan Konsili'nde yaptığı bir açıklamayla misyonerler çalışmalarına Dinlerarası Diyalog adıyla devam etmeye başlamışlardır. Zira Dinlerarası Diyalog'un bütün insanları kiliseye döndürmeye yönelik misyonun bir parçası olduğunu bizzat Papa II. J. Paul ifade etmektedir. Çünkü Papa'ya göre yegane hak din Hıristiyanlıktır; yine Vatikan'dan yetkili bir ağzın yaptığı açıklamaya göre Hıristiyan dünyası diyalog faaliyetlerine misyoner elemanlar aracılığı ile devam etmektedir.

Peki 1986 yılında isimleri saklı kalmak kaydıyla bin Hıristiyan din adamı arasında yapılan anket sonucunda, bu din adamlarının % 80'inin İncil'in tahrif edildiğini düşündüklerini % 50'sinin ise Hıristiyanlığın en temel inanç esaslarına bile inanmadıkları açıklandığına göre, özellikle İslam alemine yönelik bu Hıristiyanlaştırma çabalarının altındaki gerçek niyet nedir?

Bu soruya en yerinde cevap Kenya'nın ilk başbakanı Kamau Kenyatta'nın söylediği şu sözler olsa gerektir:

"Hıristiyanlar Afrika'ya geldiğinde Afrikalıların toprakları Hıristiyanların ise İncilleri vardı. Hıristiyanlar bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda bizim elimizde İncil, onların ellerinde ise bizim topraklarımız vardı".

Devamı yarın
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100