Bu haber kez okundu.

Muhyiddin-i Arabi'den Altın Tavsiyeler

İmtihanın en büyüğü; kadın, mal, evlâd ve mevki fitnesidir.
Şükür, verilen bütün nimetlerin Allah'tan olduğunu bilmektir.
Hak, insan-ı kâmil'in sûretini kendine ayna kılmıştır. Zira bir şey ona bakana ayna olursa, ona temaşa eden kendinden başka bir şey görmez. Dolayısıyla kişi kadına olan şiddetli muhabbet ve meylinden dolayı, kendisini onda görürse kendi sûretini görmüş olur.

Muhabbetle benzerin bir şahsı seversen ve o şahsın sevgisinden Allah sevgisini müşahede edersen, sen Allah'ın sevdiği kimselerden olursun. Böylece de bir imtihanın hakikatte senin için bir fitne olmayıp, bizzat hidâyet olduğunu görürsün.

Kadınların sevgisinden Allah sevgisine yönelmeye vesile olacak bir başka tarz şudur: Dişiler her türlü emsal ve ayanların zuhura gelmesi için infial ve oluşum yerleridir.
İnsan-ı kâmil mutlak sevgi ile kayıtlı sevgiyi bir arada cem edendir. Mutlak sevgiye misal, Allah Resûlü'nün şu hadisidir: “Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. Bunlardan biri kadınlardır.”
Zikrettiğimiz dört fitneden ikincisi, riyâset diye tabir edilen, mevkî sevgisidir. Riyâsetin mânâsı hükümleri infaz etmektir. O'nun emri, bir şeyi dilediği zaman, ona ancak “ol” demesinden ibarettir. O da oluverir. (Yâsin- 36/82).

“Kün feyekûn” emrinden daha ziyade infaz edici bir hüküm olamaz. Öyle ise, riyâseti Allah'ın riyâseti ile olanın riyâseti en yüce riyâsettir. Riyâseti Allah ile olan kul, Allah'ın riyâsetinin bekâsının aynını kendi bu geçici riyâsetinde görür ve riyâsetinin gerçekleşmesi esnasında Allah'ın riyâsetinin emsalsiz olduğunu bilir. Artık o kula, “Abd'un Rabbun” denir. Yani o reis olması itibariyle, Mâlik mânâsına gelen “Rab” ve Allah'a kul olması itibariyle “Abd” olmuştur. Allah Teâlâ'ya ise; mutlak Mâlik mânâsına gelen “Rab” denir. “Abd” denilemez. Binaenaleyh, kul da bu itibarla cem'iyet, Allah Teâlâ'da ise ferdiyet ve Vahdet vardır. (Riyaset=Reislik, bir işi idarede başta bulunmak, başkanlık).

İnsanın imtihan edildiği dört fitneden üçüncüsü mal sevgisidir. İnsanın yaratılışında mala karşı meyli bulunduğundan dolayı, mala meyl kökünden türetilen mal kelimesiyle isim verilmiştir. Mal sevgisi, hidâyet veya dalâletin gerçekleşmesine vesile olacak imtihanın sebebidir. Artık arifler, malı Allah'a ödünç vermelerinde sadakanın Rahman'ın eline düştüğünü görürler ve o ödünç vesilesiyle Rahman'ın kullarına malı sunma vuslatı gerçekleşir. Allah Teâlâ mal ile ve malı onlardan istemekle kulları imtihan etti.

Hadis-i Kudsi'de Allah, kendisini servet sahibi olanlarda ihtiyacını arz eden kulun yerine koyarak; “Ey Ademoğlu, Ben senden su istedim sen Bana su vermedin ve Ben, senden yemek istedim, sen Bana yemek vermedin” buyurdu.

O fitnelerden dördüncüsü evlâd sevgisidir. Çocuk, babasının sırrı, ciğerinin bir parçası ve ona eşyanın içinde en yakın olduğu için evlâd sevgisi kişinin aslında kendisini sevmesidir. Dolayısıyla Allah, kişiyi kişinin nefsinden çıkan parçayla, Allah'ın emirlerine riayet edip etmemesi hususunda imtihan eder.
Hz. Rasûlullah'ın kızı Hz. Fatıma hakkında, “Eğer Muhammed'in kızı Fatıma da hırsızlık yaparsa onun da elini kestirirdim” buyurması delâlet eder ki, Hz. Rasûlullah'ın Hz. Fatıma'ya olan sevgisi herkesin malumudur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100