Bu haber kez okundu.

Mü’min kul Allah’a aittir
İmam Gazali Hazretleri şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ fazl ve keremiyle her şeyi yokluk sırrından varlık sahasına çıkarandır.
‘O evveldir, âhirdir, zahirdir, bâtındır’ (Hadîd57/3) âyetiyle de belirtildiği üzere O evveldir, çünkü
O’ndan önce hiçbir şey yoktu. Âhirdir, zira O’ndan sonra hiçbir şey varlığını devam ettirmeyecektir. Zahirdir, çünkü hiçbir şey O’nu gizleyemez. Bâtındır, zira hiçbir şey O’nun mahiyetini bilemez. Vâhiddir, çünkü O’nun eşi ve benzeri yoktur.
Ey kardeşim, âlem-i fenaya vardığın ve Hakk’ın tasarrufuna mazhar olduğunda, elindeki değersiz taşların, her derde deva olan bir cisme; bakırın saf altına çevrilir.
Orada, Hak Teâlâ’nın tenzih ve tevhid nurlarıyla; şirk, küfür, şüphe, Cenâb-ı Hakk’ı muhlûkata benzer vasıfta vehmetmek gibi karanlıkların aydınlanır. Böylece nefsinin bulanıklığından kurtulmuş, aykırılıklarından arınmış olursun.
İşte o zaman Allah Teâlâ seni sâlikler zümresine dahil eder ve dünya hayatında yegâne arzusu Allah rızası olan kimselerin mekânlarını sana gezdirir ki kalbin rıza, teslimiyet, tefviz, itminan (huzur) ve sekine gibi hallere ulaşsın.
Bu hal Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatılır:
‘Onlar iman etmişler ve kalpleri Allah’ın zikriyle huzura kavuşmuştur. İyice bilin ki, kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur (huzur bulur).’ (Ra’d 13/28).
Ey kardeşim, ruhlar âlemine ulaştığın zaman Allah Teâlâ’ya ait ezelî sıfatların özellikleri tüm ayrıntılarıyla sana gösterilir. İşte o zaman, ‘Ona ruhumdan üfledim’ (Hicr 15/29) âyetinin sırrı çözülür.
Bu âyette ruhun Allah’a izafe edilmesi, yaratılmışlara verilen değeri açıklamak içindir. Bu değer veriş yaratan ile yaratılanın çok ince bir çizgiyle ayrılacak kadar birbirine yaklaşmasına neden olmuştur. Fakat nihayetinde, ezelî olan Allah Teâlâ, sonradan olanlardan münezzehtir. Ezelî bir şey sonradan yaratılmış bir şeyle aynı çizgide bitişemez.
Senin Allah’a ait oluşun, O’nun bir parçası olduğun anlamında olmayıp, senin diğer mahlûklara nazaran ayrıcalıklı, şerefli bir konuma sahip olduğun mânasına gelir. O’na olan yakınlığını ifade eder. O’nun sana olan özel ihsan ve ikramını ifade eder. Zira Allah Teâlâ her çeşit izafetten (bir varlıkla birleşmekten, bütünleşmekten, onlarla bir bağ oluşturmaktan) yüce ve uzaktır.
Allah Teâlâ, parçalardan oluşan bir bütün olmadığı için parçalanamaz. O’nun cinsi olmadığından nev’i de yoktur. O’nu tanımak için, ‘Neden meydana geldi?’, ‘Nereden vücut buldu?’, ‘Nereye ait?’, ‘Nereye kadar yaşar?’, ‘Nerede durur?’ veya, ‘Neyin üzerindedir?’ türü sorular sorulamaz. O, bütün bunların ifade ettiği mânalardan yüce ve uzaktır.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100