Bu haber kez okundu.

NASİHATLER / Rahmet Peygamberi'nde Tevâzu
Nefs cihâdı, bir kalb eğitim ve terbiyesidir. Gâye ahlâkı yüceltmek ve insanı kemâle ulaştırarak "insân?ı kâmil" hâline getirmektir. ~|~

Hadîs?i kudsîde Allâh ?celle celâlühû? buyurur: "Biz insanın sırrıyız insan da bizim sırrımızdır!.." Bu sır, yalnız Muhammedî hakîkat ile çözülebilir. O'nda ne kadar fânî olabilirsek, bu hakîkat o kadar ortaya çıkar. İnsan, bu kâinâtın yaratılış hikmetini bulamaz ise, bu kâinât onu yutar. Dünyâya geliş sebebine vâkıf olamayan kişi, insanın kudsî yapısından habersiz kalır. Yaradılışındaki ilâhî maksadı kavrayamaz. Halîfetullâh olduğunu idrâk edemez. Halîfetullâh olmaya doğru mesâfe alan kullar ise, Rabbin gören gözü, işiten kulağı hâline gelirler. İnsanın yaradılış gâyesi olan "vâsıl?ı ilâllâh" olmaya doğru yol alırlar.
Bu âlemde beşerî bir idrâk ile hiçbir şeyin tam ve mutlak îzâhı yoktur. Bir şeyi îzâh etmek için kullandığımız kelimenin îzâhı bile, ayrıca başka bir kelime ile îzâha muhtâçtır. Bütün îzâh edilemezler, yine îzâh edilemezlerle îzâha çalışılırken, farkında mıyız ki, bu, îzâhı îzâh edilemezlerin en büyüğü idrâk ötesinde mükemmellikte olan Allâh'tır. Allâh ki, kâinâtın tek ve mutlak îzâhıdır. O'nu yalnız, muhabbet, teslîmiyet ve mârifetten hisse alabildiğimiz ölçüde idrâk edebiliriz. Aklın hudûdu mahdûttur. Aklın sınırından öteye sırlar âlemine, ancak kalbî yol ile gidilebilir. Nitekim Hazret?i İbrâhîm, bu hâli, Kur'ân?ı Kerîm'de: "Ben âlemlerin Rabbına teslîm oldum!" (Bakara, 131) âyet?i kerîmesi ile ifâde eder. İmâm Gazâlî Hazretleri, bu mevzû ile alâkalı hâlini şu şekilde anlatır: "Aklı gerdim, gerdim; öyle ki, kopacak hâle geldi. Gördüm ki o, sınırlıdır. Kendi kendine varabileceği hiçbir nihâyet noktası yoktur. Aklımı kaybedecek bir cinnet hâli yaşadım. Allâh Rasûlü'nün rûhânî feyzine
sığındım ve büründüm. Her şey, ayân oldu. Sırrı idrâk ettim, kurtuldum."
Nitekim yine İbrâhîm ?aleyhisselâm?: "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek" (Saffât, 99) demişti.
Hazret?i Mevlânâ da, aklın gücünün mahdût olduğunu şu şekilde ifâde eder:
"Akıl, hastayı tabîbe kadar götürür. Ondan sonraki durum, doktora teslîmiyettir." Velhâsıl peygamberlerdeki sırlar, aklın ötesindedir.

Peygamberimizin Hayatında Nezâket ve Şefkat
Birçok sahâbînin rivâyetine göre, Hazret?i Peygamber (sav) insanların en güzel
huylusu olup en nâzik davrananıydı. Her zaman mütebessim idi. Yüzünde parıldayan bir aydınlık ve nûr vardı. Hazret?i Peygamber (sav), o kadar rikkatle incelmiş hassâs bir kalbe sâhipti ki, birgün yere tüküren bir adam gördüler. Mübârek sîmâları birdenbire kızardı ve kalakaldılar. Sahâbî koşuştu. Tükrüğün üstünü örttü. Ondan sonra Allâh Rasûlü (sav) yollarına devâm ettiler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100