Bu haber kez okundu.

NASİHATLER / Rahmet Peygamberi'nde Tevâzu
Aşağıdaki hâdise de Hazret?i Ömer'in kalp yapısını aksettiren bir pırıltıdır:
Sahâbîden Eslem anlatıyor: ~|~ Ömer ?radıyallâhu anh? ile birlikte bir gece Medîne'de Vâkım tepelerinden birinde dolaşırken bir evde bir kadın gördük, çocuklar etrafında ağlaşıyorlardı. Ocakta su dolu bir tencere vardı. Hazret?i Ömer ?radıyallâhu anh? çocukların niçin ağladığını kadına sordu. Kadın: "Açlıktan!" diye cevap verdi. Hazret?i Ömer ?radıyallâhu anh? üstelik tencerede çocukları avutmak için çorba yerine taş kaynadığını ve kadıncağızın, uyutana kadar yavrularını böyle oyaladığını öğrenince gözleri doldu. Derhal zekât mallarının bulunduğu ambara gitti. Bir çuval un ve muhtelif gıda malzelemeri alarak sırtına yüklendi. Çuvalı ben sırtlanmak istedim. Fakat Hazret?i Ömer ?radıyallâhu anh?: "Ey Eslem! Ben yükleneceğim! Çünkü çocukların hesâbı âhırette benden sorulacak!" dedi. Kadının evine vardığımızda yemekleri pişirme işini de üzerine aldı. O, bir taraftan tencereyi karıştırıyor, bir taraftan da ateşe üflüyordu. Hatta dumanların sakallarının arasından girip çıktığını görüyordum. Bu şekilde yemeği pişirdi. Sonra avuçlarıyla tencereden yemeği çıkarıp çocuklara yedirmeye başladı. Çocuklar doyunca geri çekilerek karşılarına oturdu. Bir aslan kadar heybetliydi. Bir şey söylemeğe çekindim. Çocuklar oynaşıp gülüşünceye kadar bu şekilde durdu. Sonra kalktı ve: "Ey Eslem! Onların karşılarında niçin oturdum, biliyor musun? Onları gördüğümde ağlıyorlardı. Güldüklerini görmeden ayrılmak içime sinmedi, onlar gülümsemeye başlayınca içim rahat etti..." dedi. Bilmelidir ki, şükrânlı ve mütevâzî cömert zenginlerle; sabırlı ve haysiyetli fakîrler, insanlık şerefinde, ilâhî rızâda beraberlerdir. Cömertlik ve merhamet, fertleri dünyâ musîbetlerinden koruyarak âhıret saadetine nâil eylediği gibi, sabrın acılarını sînesine çekenleri de müjdeler beklemektedir.
Bu hadîs?i şerîf, hayâtın muhtelif safhalarında kalbî tekâmül için îfâya mecbûr olduğumuz şükür ve sabır hasletlerinin tatbîkâtını ne güzel anlatmaktadır: "Ben, gerçekten bütün işi hayırdan ibâret olan mümine hayrânım!.. Bu, müminden başka hiçbir kimsede yoktur. Öyle ki, kendisine bir nimet isâbet ettiğinde şükreder, bu onun için hayır olur. Bir musîbete uğradığında ise sabreder, bu da onun için hayır olur."
Bir gün Rasûlullâh (sav) Efendimiz, Medîne'de otururlarken sersefîl bir kabîle geldi; ayaklarında giyecek yoktu, açlıktan ve sıcaklıktan derileri kemiklerine yapışmıştı. Bunu gören Hazret?i Peygamber (sav), çok müteessir oldu, rengi değişti; Bilâl ?radıyallâhü anh?'a ezân okutup ashâb?ı kirâmı topladı. Bu fakîr kimselere yardım edilerek bolca ihsânda bulunuldu. (Müslim)
Toplumun iktisâdî yapısında fakîrin, zenginin ve orta hallinin bulunması da zarûrîdir. Gerek âyet?i kerîme ve hadîs?i şerîflerde, gerekse Cenâb?ı Hakk'ın hidâyet rehberi olarak gönderdiği peygamberlerin yaşayışlarında bu zümrelerin islâmî ölçüler içinde nasıl yaşayacakları belirlenmiştir. "Fukarâ?i sâbirîn ve a'niyâ?yı ğâkirîn" çok senâ edilen iki zümredir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100