07 Ocak 2003 Salı 00:00
217 Okunma
Nasıl Bir Çözüm?
"Kıbrıs Meselesi: Nasıl Bir Çözüm?" adlı kitabında Dr. Yusuf Gedikli, son günlerde iyice gündeme oturan Kıbrıs meselesi ile ilgili önemli tespitlerde bulunuyor. Ada'nın güvenlik bakımından Türkiye için hayati öneme sahip bulunduğunu belirten Gedikli, tarihî açıdan da Kıbrıs'ın bizim için vazgeçilmez olduğunu anlatarak şu görüşlere yer veriyor:

Türkiye'nin güvenliği için

Kıbrıs önemlidir

"Kıbrıs güvenlik yönünden Türkiye için çok önemlidir. Çünkü güney bölgemize ileride düşman bir devlet tarafından füze ve hava harekatı ile çıkarma ve indirme, yani kara harekâtı yapılması Türkiye için yeni bir cephenin açılması demek olacak ve Türkiye bir kısım kuvvetini bağlayacaktır. Bu da diğer cephelerdeki durumumuzu sarsacaktır. Ada, tarihi bakımdan da bizim için çok önemlidir. Çünkü 1699'dan beri süren Avrupa'nın ilerleyişi harekâtıyla durdurulmuştu. Kıbrıs'ın 1974'te geri alınması Türklerin Avrupa üzerinde kazandığı yeni bir mevzi ve safha olup tarihi bakımdan çok mühimdir."

Megalo İdea'nı~|~n hedeflediği bir merhale: Kıbrıs

Kitapta, Kıbrıs hakkında görüş ve düşünceler belirtilip, Ada'nın bizim için ne kadar önemli olduğu ifade edilirken; dış güçlerin siyasi hesaplarının da tarihi bir hedef olarak Kıbrıs üzerinde odaklaştığı kaydediliyor ve en iyi çarenin bağımsız bir Türk devleti olduğu vurgulanıyor: "Kıbrıs, Yunanistan için Megalo İdea'nın hedeflediği bir merhaledir ve Yunanistan tarih boyunca olduğu gibi batıyı maalesef hep yanında bulmaktadır. Yunanlıların Megalo İdeası kısaca Doğu Roma İmparatorluğu'nu ihya etmek olarak tanımlanabilir ve bu politika Yunan devleti dahil, bütün Yunanlılar için vazgeçilmez bir hedef teşkil eder...

Türkiye'nin vizyonsuzluğu ise, tarihte ender rastlanan bir vakıadır. Türkiye vizyonsuzluğu ve politikasızlığı yüzünden 1991'den sonra önüne çıkan fırsatları da kaçırmıştır. Çünkü 1991'de Sovyetler, 1992'de Yugoslavya, 1993'de Çekoslovakya federasyonları tarihe karışmıştır. İşte o zaman durum bu raddeye gelmeden Türkiye federasyon politikasından vazgeçmeli, Kıbrıs'ta bağımsız bir Türk devletini savunmalıdır. Maalesef, bu yapılmayarak bugünkü darboğaza gelinmiştir. Kıbrıs'ta kurulacak federe bir devlet güvenlik meselemizi halletmeyecektir. Çünkü Rumlar anlaşmalara uymayacaklardır. Barışta anlaşmalara uymayanların savaşta uyacaklarını düşünmek katmerli safdillik olur. Ada'yı yine silahlandıracaklar, silahlandırmasalar bile hakim federasyon olacakları için bir savaş durumunda Türk bölgesini hemen ele geçirebileceklerdir.



Zira bugünkü teknolojiyle adaya anında silah, asker, uçak, füze yollanması işten bile

değildir."

AB kıskacında Kıbrıs

Kitaptan aldığımız bazı pasajlarda, Kıbrıs'ın AB süreciyle nasıl kıskaca alındığı çarpıcı bir şekilde karşımıza çıkıyor: "Avrupa tarafından meseleye bakıldığında Türkiye için söylediğimiz görüşlerin ters açıdan Avrupa için geçerli olduğu görülecektir. Yani, 1689'da başlayan ve 1774'te büyük ivme kazanan Avrupa'nın ilerleyişi 1922'de Atatürk tarafından durdurulmuş, 1974'te Türkiye ileri harekâta geçmiş Hilal, Haç üzerinde bir zafer kazanmıştır. İşte İngiliz savunma bakanının 1996'tının son günlerinde söylediği "Kıbrıs Avrupa'nın ayıbıdır" sözü, meselenin Avrupa açısından önemini belirttiği için hayli manidardır" (s. 20).

Kıbrıs'ta bağımsız bir

Türk Devleti şart

"Avrupa'nın ve tabii Amerika'nın, Kıbrıs meselesine bakışı, haklı?haksız veya hak?hukuk açısından değil, tamamen Haçlı zihniyeti şeklindedir. Yoksa Clinton da, Major da, Chirac da, Kıbrıs'ta kimin haklı, kimin haksız olduğunu gayet iyi bilmektedir" (sayfa 21). "BM, AB ve Milletlerarası Adalet Divanı gibi müesseseler, Türkiye lehinde hiçbir karar veremez " (s. 76).

"Türkiye, 1974'de elde ettiği hukuki durumu, haklılığı ve askeri zaferi, maalesef kendi yararına bir barışla taçlandıramamıştır. Halbuki Türkiye, hem haklı (çünkü Rumlar uluslararası anlaşmalara göre kurulu bir devleti yıkmışlardı) ve hem de galipti (Galipliğinin de hukuki dayanağı vardı ve harekâtı Londra anlaşmasına istinaden yapmıştı). Türkiye'nin durumu, tarihte ender rastlanan bir vakıadır. Yani hem haklı ve hem galip olmak; fakat aynı zamanda kendi lehine bir barış yapamamak. Ne yazık ki şu andaki vaziyet budur... Rum?Yunan ve Batılıların ileri sürdüğü federasyon çözümü, tatbikten uzaktır ve tam bir Truva atı niteliğini taşımaktadır". (s. 84).

r Oğuz KÖROĞLU
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100