23 Şubat 2006 Perşembe 00:00
412 Okunma
Ne güzelsin sen yâ Muhammed
Allah 'ın Resulu, bütün hallerde beşerin en güzel misali ve en üstün biricik örneğidir. Her şeyde kemal O'na dayanır. Her kemal de O'ndan alınmıştır... ~|~

Bu sebeble insanın durumu ne olursa olsun, Resulullah'a uymadıkça, O'nun yolunu takip edip, O'nu örnek almadıkça kemale ermesine imkan yoktur.  O'nun şahsında toplanan olgunluk ve kemalat hiçbir insanda toplanmamıştır, toplanması da mümkün değildir.

O mir'tullah yani Allah'ın aynası idi. Bu da iki yönlü bir özellikti. Birincisi; Allah'ın boyasına boyandığı, Allah'ın sıfatları kendisinde tecelli ettiği içi, yanına gelenler O'nda, Cenab?ı Hakk'ı seyrederlerdi. O'nu dinleyen, O'nu seyreden yanından ayrılmak istemezdi. Bu vasfıyla Hz. Resulullah Efendimiz (sav), insanları Allah'a ve O'nun sevgisine, Cenab?ı Hakk'ı da insanların kalbine taşırlardı.

İkinci olarak da; halkın aynasıydılar. Yani O'na bakan, kendi güzelliğini veya çirkinliğini seyrederdi. Bir gün yanlarına Ebu Cehil geldi: "Ne kadar çirkinsin ya Muhammed! Alemin bütün çirkinliğini sende seyrediyorum", dedi. Resulullah Efendimiz, "Doğru söyledin", şeklinde mukabelede bulundular. Ardından Hz. Ebu Bekir (ra) teşrif etti. Hz. Ebu Bekir; "Ya Resulullah ne kadar güzelsin! Bütün güzellikleri sende seyrediyorum" dediklerinde, Peygamber Efendimiz ona da; "Doğru söyledin, güzel!" şeklinde mukabele ettiler. Ashabtan bazıları sordular: "Ya Resulallah! Birisi güzel, birisi de çirkin konuştu. İkisine de doğru söylediklerini bildirdin. Bunun hikmeti nedir?" Alemin Fahri, şu manidar cevabı verdiler: "Mü'min (?i kamil) ayna gibidir. O'na bakan kendisini görür. Dolaysıyla, bize Ebu Cehil baktı; çirkinliğini seyretti. Ebu Bekir baktı; güzelliğini seyredip tasvir etti. O yüzden, ikisine de; doğrusun dedim."

O'nun yanına gelenler, kendi güzel veya çirkin yönlerini ziyadesiyle seyrederlerdi. Kendisinde Allah'ın adl (adalet) sıfatı çokça tecelli eden bir kimse, O'nda adl'in kemalini görür; böylece kendisinde eksik olan yönleriyle seyrettiği o mutlak adalete hayran kalırdı. Kendisinde Hakk'ın Rahmet tecellileri fazla olan bir kimse; yine O'nda, kendisinde olmayan yönleriyle birlikte, alemlere rahmet olma vasfını görür ve hayran kalırdı. Ve yine ticarete, siyasete, riyasete vs. meyli ve kabiliyeti olanlar, bu kabiliyetlerin en kamil halini kendisinde seyrederek sevgili Peygamber Hz. Muhammed Mustafa'yı (sav) örnek alırlardı. Zira O'nu kendi diliyle anlatırsak; "Rabb'i terbiye etmiş ve güzel terbiye etmiştir."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100