09 Temmuz 2015 Perşembe 00:01
1135 Okunma
O, bir perde olmaksızın gizlenmiştir
Abdullah b. Sinan Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmiştir: “Allah büyüktür, yücedir. Kullar O’nu vasfetmeye güç yetiremezler, büyüklüğünün derinliğini kavrayamazlar. ‘Gözler O’nu göremez. O gözleri görür. O Lâtif’tir, her şeyden haberdardır.’ O, Nasıl, nerede ve bağlam (yön) ile nitelendirilemez.
O’nu ‘nasıl’ ile nasıl vasfederim? Nasıla nasıllık verip nasıl olmasını sağlayan O’dur. Keyfiyeti bizim için şekillendirmesi sonucu bildim.
O’nu nasıl ‘nerede?” ile vasfederim ki? O, neredeyi mekân bağlamında var etmiştir? Mekânı bu şekilde belirlemesi sayesinde nerede kavramını bildim.
O’nu nasıl bir ‘bağlam/yön’ ile ilintili olarak vasfedebilirim ki? Bağlamı (yönü) bağlam yapan O’dur. Böylece bağlam (yön) olmuştur da bizim için var etmesi sayesinde bağlamı bildim. Allah Tebareke ve Teâlâ, her mekândadır ve her şeyin dışındadır. ‘Gözler O’nu göremez ama O, gözleri görür. O’ndan başka ilâh yoktur. Yücedir, büyüktür. O, Lâtif’tir, her şeyden haberdardır.’ (En’am, 103).”
Ali b. Ebu Hamza şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’a dedim ki: “Hişam b. Hakem’in sizden, ‘Allah cisimdir, Samed’dir, nuranîdir, O’nu tanımak zorunludur. Kullarından dilediğine minnet eder’ şeklinde rivayet ettiğini duydum.
İmam (aleyhisselâm) buyurdu ki: “Kendisinden başka hiç kimsenin nasıl olduğunu bilmediği Allah, bu tür yakıştırmalardan münezzehtir. O’nun gibi hiçbir şey yoktur. O, işitendir, bilendir. Sınırlandırılamaz, hissedilemez, dokunulamaz. Gözler O’nu göremez, duyular O’nu algılayamaz. Hiçbir şey O’nu kapsayamaz. O, cisim değildir, suret değildir, şekli ve sınırı yoktur.”
Hamza b. Muhammed şöyle rivayet etmiştir:
Ebu’l-Hasan (aleyhisselâm)’a, Allah’ın cisim ve suret olması ile ilgili bir soruyu yazıp gönderdim.
Bana şu cevabı yazdı: “Benzeri hiçbir şey olmayan Allah yücedir. Ne cisimdir, ne de surettir.”
Bu hadisi Muhammed b. Ebu Abdullah da rivayet etmiştir; ancak rivayet zincirinde adını koymadan bir adamı zikretmiştir.
Muhammed b. Zeyd şöyle rivayet etmiştir:
İmam Rıza (aleyhisselâm)’ın yanına geldim ve ona tevhidle ilgili bir soru sordum. Bana şu açıklamayı yazdırdı: “Varlıkları kudretiyle, hikmetiyle yoktan ve örneksiz, olağanüstülüğü bozacak şekilde bir modele bakmadan, örneksiz yaratmasıyla bağdaşmayacak şekilde bir illete dayanmadan, yaratan Allah’a hamd olsun. Dilediğini dilediği gibi yaratmıştır. Bütün varlıkları tek başına, hikmetini ve Rabliğinin hakikatini göstermek için yarattı.
Akıllar O’nu kavrayamaz, tasavvurlar O’na erişemez. Gözler O’nu göremez, ölçüler O’nu kapsayamaz. Kelimeler O’nu ifade etmekte kifayetsiz ve gözler O’nu algılamakta yorgun, bitkin düşer. Sıfatlandırma girişimleri hep şaşkınlıkla sonuçlanır. Bir perde olmaksızın gizlenmiştir. Bir örtü olmadan bürünmüştür. Görünmeden bilinmiş, şekilsiz vasfedilmiş, cisimsiz nitelendirilmiştir. Allah’tan başka ilâh yoktur. Büyüktür, aşkındır.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100