13 Ağustos 2015 Perşembe 00:01
877 Okunma
O, ilim ve faziletin kurucu babasıdır
İmam Ali (a.s) kalbinin temizliğiyle belirginleşmişti. Hiçbir mahluka karşı içinde art niyet taşımazdı. En azılı düşmanlarına ve amansız hasımlarına, kendisine kin ve nefret duyguları besleyen kimselere karşı dahi kin güttüğüne tanık olunmamıştır.
İmam Ali’nin (a.s) ahlâkının belirgin özelliklerinden biri cömertliğiydi. Sınırsız bir cömertliğe sahipti. Ama bu, temeli ve amacı itibariyle olumsuzluklardan arınmış, sağlıklı bir cömertlikti. İnsanların mallarını ve emeklerini gösteriş için cömertçe harcayan valilerin cömertliği gibi değildi. Hz. Ali böyle bir cömertlikle bir kere dahi tanışık olmamıştır. Onun cömertliği insani erdemlerden kabul edilen art niyetsiz, illetsiz bir cömertlikti. Kızının bayram günü beytülmalde bulunan bir gerdanlığı ödünç almak istemesi üzerine onu şiddetle menetmişti. Beri taraftan bazı Yahudilerin hurmalıklarını sular, bunun karşılığında aldığı ücreti ihtiyaç sahiplerine verir, köleler satın alıp onları azat ederdi.
Muaviye, Hz. Ali’nin cömertliğine tanıklık edip şöyle demiştir: “Ali’nin biri altın dolu, öbürü de saman dolu iki evi olsaydı, saman tükenmeden altın tükenirdi.” (Tarih’ud Dimaşk, İbn Asakir, 43/414, “Tercümet-u Ali b. Ebi Talib”)
İbn-i Ebi’l Hadid şöyle der: “Bütün erdemlerin kaynağı, bütün grupların dayanağı, her taifenin kendisini ona mensup göstermek için çekiştiği biri hakkında ne söyleyebilirim! O erdemlerin başı ve kaynağıdır. İlim ve faziletin kurucu babasıdır. Bu meydanın birincisidir. Yarışçıların önderidir. Bu alanda ondan sonra her kim ki öne çıkmışsa, sahip olduklarını ondan almıştır. Ona uymuş, onu örnek almıştır.”
“İlimlerin en üstünü ve en şereflisi olan tevhid-kelâm ilmi, onun sözlerinden derlenmiş, bu ilim ondan nakledilmiş, kanıtlar ona dayandırılmış ve bir disiplin olarak onunla başlamıştır… Fıkıh ilmininse aslı ve esasıdır. İslâm dünyasında ortaya çıkan her fıkıh bilgini arkasını ona dayamış, onun fıkhından yararlanmıştır... Kur’ân tefsiri ilmi ondan öğrenilmiş, ondan alınan bu bilgilere dayalı olarak genişlemiş, yaygınlık kazanmıştır... Tarikat, hakikat ve tasavvufa dair ilim ve hâller de öyle... İslâm dünyasının çeşitli bölgelerinde bu alanda temayüz etmiş şahsiyetler, marifetlerini nihai olarak ondan almışlar ve silsile onunla son buluyor... Arapça dilbilgisi (sarf nahiv) ilmine gelince, herkes bilir ki, bu ilmi ilk kez ortaya çıkaran ve sistemini oluşturan, bu ilmin temel prensiplerini ve genel kurallarını Ebu’l Esved ed Dueli’ye öğreten kişi odur...”
Devamla şöyle der: “Fesahat ilminde ise o, düzgün ve edebî söz söyleyenlerin imamı, beliğ konuşanların lideridir. Onun sözleri hakkında: ‘Yaratıcının sözlerinden aşağı, ama yaratılanların sözlerinden yukarıdır’ denilmiştir. İnsanlar hitabeti ve yazmayı ondan öğrendiler... Allah’a yemin ederim ki, Kureyş’e fesahat kurallarını koyan ondan başkası değildir. Şerh ettiğimiz şu kitap (Nehc’ül Belâğa kitabı), fesahatte onunla yarışılmayacağının, belâgatte onunla boy ölçüşülemeyeceğinin kanıtıdır...”
Ardından şunları söyler: “Dünyadan uzak durmaya gelince, o, zahitlerin lideridir; o, ermişlerin piridir. Ona doğru göçler yapılır. Hiçbir zaman bir yiyeceği doyasıya yemedi. İnsanlar arasında ondan daha fazla kuru yiyecekler ve kaba giysiler giyen bir başkası yoktu.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100