03 Ekim 2002 Perşembe 00:00
321 Okunma
O'na aşk ile gidilir
Prof. Dr. Haydar Baş'ın eşsiz kaleminden:

RAHMETEN L'İL ALEMİN

Peygamberimiz

Cennette

Resûlullah (sav), Cebrail (as) ile birlikte Cennetin kapısına vardılar. Cennetin duvarları gümüşten, inciden, yakut ve zümrüttendi. İnce, beyaz ve güzel 'Huri kızları'nın başlarında yakut taçlar vardı. Cennet ehli istediğini yer, içerler. Nehirlerin kıyıları beyaz incidendir. Çakıl taşları, yakut ve zümrüttür. Daha sonra Resûlullah (sav), Allah'ın kendisi için yarattığı Kevser havuzunu gördü. Kevser; sütten beyaz, baldan tatlı, kardan soğuk, miskten güzel kokuludur. Peygamber, kırmızı yâkuttan bir köşk gördü. Bu, Hz. Ebubekir'in köşküydü. Yeşil zümrütten bir köşk gördü. Bu, Hz. Ömer'in köşküydü. Yine büyük ve hoş olan iki köşk gördü. Bunlar da Hz. Osman ve Hz. Ali'nindiler.

Allah'ın emriyle Cehennem tabakaları açıldı. Resûlullah (sav), bütün azap çeşitlerini müşahede etti. Cehennemin sayısız ve vasfedilemeyecek kadar çok azabını seyreden Resûlullah, dönüş yolculuğuna başladı. Ve kendini b~|~ir anda Arş'da buldu. Peygamber Efendimiz, Mi'rac'dan dönmeye başlayınca mesafeler, önünde küçülüyordu. Cebrail'e; "Ya, kavmim beni tasdik etmezse!" diyordu. Cebrail; "Kimse tasdik etmezse Ebubekir tasdik eder", buyurdu. Peygamberimize ve ümmetine bu şerefli gecede bahşedilen ilâhî tecellilerin, hitapların ve iltifatların herbiri sonsuz kıymeti haiz olmakla beraber, dinin direği olan namazın bu emirler arasında ayrı bir yeri vardır. Zira; "namaz, mü'minin miracıdır".

Namaz, âlemdeki bütün mahlûkatın; dağlar gibi 'kıyam' hayvanlar gibi 'rükû' ve sular gibi 'secde' halindeki bütün varlıkların ibadetinin özü, özetidir. Dolayısıyla, namazını kılan mü'min, meleklerin ve bütün mahlûkatın ibadetini de yapmaktadır.

Müşriklerin

akılları almıyor

Allah Resûlü, Ümmühani Hatunun evine dönüp Mi'rac olayını anlatınca, Ümmühanî; "Bunu halka açma; onlar seni yalanlarlar ve üzerler" dedi. O da; "Allah'a yemin olsun ki, bunu onlara anlatacağım" diyerek, tebliğdeki kararlılığını gösterdiler. Hemen, Kâbe'nin Hatim denilen yerine gitti ve müşriklere İsra hadisesini anlattı; şaşırdılar. Bu yolculuğun, deve ile en az iki ay sürmesi gerektiğini söyleyerek inanmadılar. Gecenin kısa bir vaktinde böyle bir yolculuğun gerçekleşmiş olması onlara göre mümkün değildi. Müşrikler; "Delilin nedir?" diye sordular. Ebu Cehil sokuldu; lâf almaya çalıştı. Sonra bütün avânesini toplayıp istihza ederek olayı Resulullah'tan tekrar anlatmasını istedi. Allah Resûlü anlatınca da kimse inanmadı.

Allah Resûlüne ilk anda inanan sadece Hz. Ebubekir (ra) oldu. Böylece "Sıddîk" ünvanını aldı.

Allah; zamanın zamanı,

mekânın mekânıdır

Mi'racın keyfiyetine geçmeden önce, "Allah'ın mekânı var mı ki, Hz. Peygamber (sav) onunla görüşsün?" sualinin cevabını hülasa etmek uygun olur. Cenab?ı Hakk'ın elbette mekânı yoktur. O, mekânın mekânı, zamanın da zamanıdır. Durum bu olunca, zamandan ve mekândan münezzeh olup, her an hazır ve nâzırdır. O halde, Cenâb?ı Vacibu'l?Vücud'suz bir mekân ve zaman da tahayyül edilemez. Ve O'na bir mekân da tahsis edilemez. Ancak Cenab?ı Hak, her yerde her zaman, dilediği şekilde tecelli eder, kendini müşahede ettirir. O'nun kendini dilediği mekânda müşahade ettirmesi, O'na mahsus bir mekânın olduğunu değil, yukarıda belirttiğimiz ölçülerde olduğu gibi, sadece o mekânda varlığını tecelli ile izhar etmesidir.

Mi'râc'ın keyfiyeti

Gecenin sadece bir bölümünde meydana gelen Mi'rac mu'cizesi, peygamberimiz uyanık bir halde iken bedenen ve ruhen gerçekleşmiştir. Ulemanın ekseriyeti bu görüştedir.

Çünkü Resûlullah (sav), Mi'racın sabahında Mi'racını haber verince, müşrikler hemen tekzibe kalkıştılar. Ve birbirlerine koştular. Yeni Müslüman olmuş bazı kimselerin kalbini çeldiler, irtidatına sebep oldular. Eğer rüya olmuş olsaydı, yani sadece ruhun mi'racı olmuş olsaydı hiç kimsenin itirazına hedef olmazdı. Çünkü rüyada herkes gezebilir ve uyanık iken havsalai beşerin kabul etmeyeceği garibeler seyredebilir. Şu halde, Resûlullah'ın mi'racı uyanık halde cesediyle beraber vaki olmuştur ki, müşriklerin akılları yetmediğinden itiraz ve inkâra kalkışmışlardır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121