07 Ekim 2009 Çarşamba 00:00
227 Okunma
Önce kendi nefsimize nasihat edelim
Yaratılan her kul, emir ve yasaklar konusunda önce kendi nefsinden sorumludur. Önce kendi nefsinde yaşadıktan sonra da başkalarına tavsiye etme hakkına sahip olmaktadır. Kendi nefsinde yaşamadan başkalarına tavsiyede bulunmaya kalkışanlar da Yüce Allah (cc) tarafından uyarılmıştır. ~|~

 

"Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir" (Saff Suresi; 2-3. ayetler).
Allah'ın (cc) gazabını gerektiren bir işinde başkasına fayda sağlamasını beklemek, zaten boş bir iştir. Bu konuda Peygamberlerin, Sahabenin ve Allah dostlarının yaşantısı ve sözleri bize ışık tutmaktadır. Örneklerle konumuzu açmaya çalışalım? Hazreti Peygamber (sav) kendine gelen vahyin gerektirdiği görevleri önce kendisi yaşamış, uygulamış, sonra tavsiyede bulunmuştur. Hayatı incelendiğinde öğüt verdiği her şeyin; "Sünnet" diye tarif edilen fiillerinde yaşanmış olduğu görülmüştür.
Hazreti Ömer halife iken insanlara hitapta bulunuyordu, bir adam geldi;
? "Ya Ömer, köle azat etmenin faziletleri hakkında nasihat etseniz."
Hazreti Ömer nasihati yarıda keser ve dışarı gider gelir;
? "Ey cemaat köle azat etmek çok faziletli bir iştir". Yaptığı hareket hakkında sorulur, cevaben;
? "Bu adam bana köle azat etmenin fazileti hakkında nasihat etmemi söyleyince, söz söylemeye yetkimin olması ve tesir etmesi için önce benim köle azat etmem gerektiğine inandığım için gittim köle azat ettim ve gelip size nasihat ta bulundum" diye cevap verir.
Yine arif bir zata uzak bir yerden, bal yemekten dolayı hasta olan bir çocuk getirilir.
Arif zat;
? "Bu çocuğu götürün kırk gün sonra getirin" der. Çocuğu götürürler ve kırk gün sonra getirirler. Arif zat;
? "Evladım çok bal yemek sağlığa zararlıdır. Fazla bal yemeyesin" der ve çocuk da; kabul eder.
Çocuğun babası sinirlenir;
? "Efendim, kırk gün önce geldiğimizde de bu sözü söyleyebilirdiniz." Arif zat;
? "Siz bana kırk gün önce geldiğinizde ben o gün bal yemiştim. Benim yaptığım bir işi başkasına nasıl yasaklayabilirdim. Hem yanlış, hem de sözüm tesirsiz olurdu".  Ve o andan itibaren çocuk fazla bal yememiş ve sağlığına kavuşmuş.
Sultanul Evliya Abdulkadir Geylani Hazretleri de bu konuda şu öğütte bulunmuştur;
? "Ey evlat, önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının ıslâhı ile uğraşma yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi görmüyorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?" (Futuhu'l-Gayb)
Aklı selim düşündüğümüz zaman görülecektir ki, insana düşman olarak, kendi nefsi yeter artar bile? O zaman biz kullara düşen görev; kendi nefsimizi tanımak, onu ıslah etmek, sonrada Yüce Yaratanın emir ve yasaklarına tabi olmaktır. Kendi nefisimizi unutup başkalarıyla uğraştığımız takdirde bizi bekleyen tehlikeleri hatırlatan bir Hadis-i Şerif ile yazımızı bitirelim;
"Ne kötü kuldur o kul ki, kibirlendi ve Cenabı Hakkı unuttu. Ne kötü kuldur o kul ki, cebbarlık yaptı, haddi aştı ve Yüce Cebbarı unuttu. Ne kötü kuldur o kul ki, unuttu, oyalandı ve kabri hatırlamadı, tuğyan etti ve nereden gelip gittiğini de unuttu. Ne kötü kuldur o kul ki, din ile dünyayı avladı. Ne kötü kuldur o kul ki, dinini de şüpheli şeylerle bozdu. Ne kötü kuldur o kul ki, kendine tamah hakimdir. Ne kötü kuldur o kul ki, nefis arzusu onu şaşırtır. Ve ne kötü kuldur o kul ki, hırs onu rezil eder." (Ravi: Hz. Esma Binti Umeys (ra); (Ramuz el- Ehadis/sayfa 242/6).

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100