30 Mayıs 2015 Cumartesi 00:59
871 Okunma
Onlar, Allah’ın arzında hüccettir
Ahmed b. Ömer el-Hallal şöyle rivayet etmiştir:
Ebu’l-Hasân (Rıza aleyhisselâm), “Rabbinin tarafından açık bir delile dayanan ve kendisini Rabbinden bir şahidin izlediği kimse...” (Hûd, 17) âyetiyle ilgili olarak şöyle buyurdu: “Emirü’l-Mü’minîn Ali b. Ebu Tâlib (aleyhisselâm) Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi)’nin şahididir ve Resûlullah da Rabbinden açık bir delile dayanmaktadır.” 
Bureyd el-İclî şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’a, “Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlar üzerinde şahit olasınız ve Resûl de sizin üzerinizde şahit olsun” (Bakara, 143) âyetinin anlamını sordum.
Buyurdu ki: “Biz Ehl-i Beyt orta ümmetiz. Biz Ehl-i Beyt Allah Tebareke ve Teâlâ’nın kulları üzerindeki şahitleriyiz ve biz O’nun arzındaki hüccetleriyiz.” 
Dedim ki: “Ey iman edenler! Rükû edin, secdeye kapanın, Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti. (Hacc, 77-78). Burada yüce Allah bizi kastediyor. Seçilenler biziz. Allah Tebareke ve Teâlâ dinde bir darlık, bir sıkıntı öngörmemiştir. Zorluksa darlıktan daha şiddetlidir. ‘Babanız İbrahim ‘in dini...’ Burada özellikle bizi kastediyor. ‘Daha önce gelmiş kitaplarda (ve) gerekse bunda (Kur’ân’da), size Müslümanlar adını verdi ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız.’ (Hac, 78). Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi) Allah Tebareke ve Teâlâ tarafından getirip size tebliğ ettiği dinle bizim üzerimizde şahittir ve bizler de insanlar üzerinde şahidiz. Kim (bu gerçeği) tasdik ederse kıyamet günü onu tasdik ederiz. Kim yalanlarsa kıyamet günü onu yalanlarız.”      Suleym b. Kays el-Hilâlî, Emirü’l-Mü’minîn Ali b. Ebu Tâlib) aleyhisselâm)’dan şöyle rivayet etmiştir:
“Allah Tebareke ve Teâlâ, bizi temizledi, bizi masum (hatasız, günahsız) kıldı bizi kulları üzerinde şahitler kıldı ve bizi arzında hüccet yaptı. Bizi Kur’an ile beraber ve Kur’an’ı bizimle beraber kıldı. Ne biz Kur’an’dan ayrılırız ne de Kur’an bizden ayrılır.”                                                                    
Fudayl şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’a, “Her kavim için yalnız bir hâdî (hidayet edici) var” (Ra’d, 7) âyetini sordum.
Buyurdu ki: “Her imam, yaşadığı çağın yol göstericisidir.” Bureyd el-İclî, Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’dan, “Sen ancak bir münzirsin (uyarıcısın), her kavim için yalnız bir hâdî (hidayet edici) var” (Ra’d, 7) ayetinin anlamını sordum.           
Buyurdu ki: “Uyarıcı, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi)’dir. Her çağda biz Ehl-i Beyt’ten bir yol gösterici olur ve bu yol gösterici, insanları Allah’ın Peygamberinin getirdiği dine iletir. Peygamberimizden sonraki yol göstericilerin ilki Ali (aleyhisselâm)’dır. O’nun ardından vasiler birer birer gelmişlerdir.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100