27 Mayıs 2015 Çarşamba 00:01
633 Okunma
Onları tanımaktan başka çare yok


Muhammed b. Zeyd et-Taberî şöyle rivayet etmiştir:

Horasan’da İmam Rıza (Ali b. Musa aleyhisselâm)’ın başına dikilmiştim. Yanında Haşimoğulları kabilesinden kimseler vardı. Bunlar arasında İshak b. Musa b. İsa el-Abbasî de yer alıyordu.

İmam Rıza buyurdu ki: “Ey İshak! Duyduğuma göre halk, ‘İnsanlar bizim kölelerimizdir’ iddiasında bulunduğumuzu söylüyorlarmış.

Hayır, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve âlihi)’ye olan akrabalığımıza yemin ederim ki, böyle bir şey söylemedim. Atalarımdan böyle bir söz duymadım. Hiç kimseden de atalarımın böyle bir söz söylediklerini duymadım. Fakat şunu söylüyorum: İnsanlar itaat hususunda bizim kölelerimiz, dinde bizim mevâlimiz konumundadırlar. Burada bulunanlar, bulunmayanlara bu sözümü aktarsın.”

Ebu Seleme şöyle rivayet etmiştir:

Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum:

“Biz, Allah’ın, itaatimizi farz kıldığı kimseleriz. İnsanların bizi tanımaktan başka çareleri yoktur. İnsanlar bizi tanımamış olmakla mazur kabul edilmezler. Bizi tanıyan mü’mindir, bizi inkâr eden kâfirdir. Bizi bilmeyen ve inkâr etmeyen kimse, Allah’ın vacip kıldığı itaatimize dönünceye kadar sapıktır. Eğer bu sapıklığı üzere ölürse, Allah onun hakkında dilediği gibi hareket eder.”

Muhammed b. Fudayl şöyle rivayet etmiştir:

İmam (aleyhisselâm)’a, insanı en çok Allah’a yaklaştıran en üstün ibadetin ne olduğunu sordum.

Buyurdu ki: “İnsanı en çok Allah’a yaklaştıran en üstün ibadet, Allah’a, Resûlüne ve emir sahiplerine (imamlara) itaat etmektir.”

Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm) dedi ki: “Bizi sevmek iman; bizden nefret etmekse küfürdür.”

İsmail b. Cabir şöyle rivayet etmiştir:

Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’a dedim ki: “Allah’a ibadet etmede esas aldığım dinimi sana arz etmek istiyorum.”

“Anlat” dedi.

Dedim ki: “Allah’tan başka ilâh olmadığına, Allah’ın tek ve ortaksız olduğuna ve Muhammed’in Allah’ın kulu ve resulü olduğuna şahitlik ederim. O’nun Allah katından getirdiği dini tasdik ederim. Yine şahitlik ederim ki Ali, itaat edilmesi Allah tarafından farz kılınmış bir imamdır. Ondan sonra Allah, imam olarak Hasan’a itaat edilmesini farz kıldı. Ondan sonra Allah, imam olarak Hüseyin’e itaat edilmesini farz kıldı. Sonra Allah, imam olarak Ali b. Hüseyin’e itaat edilmesini farz kıldı.”

Bu şekilde sıra Ebu Ca’fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’a gelinceye kadar saydım. Sonra dedim ki: “Şimdi de sen imamsın. Allah sana rahmet etsin.”

Buyurdu ki: “İşte bu, Allah’ın ve meleklerin dinidir.”

Ebu İshak, Emirü’l-Mü’minîn (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)’ın ashabının bazısından şöyle rivayet etmiştir:

Emirü’l-Mü’minîn buyurdu ki: “Biliniz ki, âlimin sohbeti, onun beraberliği, ona itaat etmek, dindir. Bununla Allah’a kulluk sunulur. Âlime itaat etmek iyilikleri kazandırıcı ve kötülükleri giderici bir araçtır. Mü’minler için bir hayırlar hazinesidir. Dünya hayatında onları yüceltir, öldükten sonra onlar için kalıcı bir güzelliktir.” 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100