Bu haber kez okundu.

Onların Alemi
Minhal bin Amr anlatır: "Hacca gitmiştim. Zeynelâbidîn'e rastladım. Halka zulmüyle meşhur Huzeyme bin Kâhil'i sordu. "Ben Kûfe'de iken hayatta idi." dedim. .. ~|~

Ellerini kaldırıp; "Yâ Rabbi! Huzeyme'ye demirin ve ateşin hararetini göster!" diye duâ etti. Kûfe'ye geri dönerken yolda eski bir dostum olan Muhtar bin Ebî Ubeyd'i gördüm. Huzeyme'yi sordum. Ellerinin kesildiğini ve cesedinin yakıldığını söyledi. Bunu duyunca; "Sübhânallah!" dedim. Muhtar sebebini suâl etti. Ben de Zeynelâbidîn'in duâsını anlattım. Hemen iki rekat namaz kıldım. Halkın Huzeyme'nin zulmünden kurtulduğu için şükrettim.

Bir gün oğulları, hizmetçileri ve birkaç kişi ile sahraya çıkmışlardı. Sabah kahvaltısı hazırlandı. Bir ceylan gelip yakınlarında durdu. Zeynelâbidîn ona; "Ben Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebû Tâlib, annem de, Resûlullah'ın kızı Fâtıma'dır. Gel bizimle biraz yemek ye!" buyurdu. Ceylan gelip berâber yediler. Sonra ceylan bir tarafa gitti. Hizmetçilerinden biri, yine çağırın, gelsin dedi. "Dokunmayacağınıza söz verirseniz, çağırayım." buyurdu. Hepsi, dokunmayacaklarına söz verdiler. "Ben Ali bin Hüseyin bin Ali bin Ebû Tâlib'im, annem de, Resûlullah'ın kızı Fâtıma'dır. Soframıza gel, biraz daha yiyelim." buyurdu. Ceylan tekrar geldi. Yemeğe başladı. Sofradakilerden biri, elini ceylanın sırtına koydu. Ceylan ürküp gitti.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100