06 Haziran 2015 Cumartesi 00:14
1200 Okunma
Onların manevi mirası mü’mine yeter
İmam Kâzım, imameti boyunca tıpkı ecdadı diğer İmamlar gibi, hilafet kurumuna karşı tavrını gizlememiştir. İktidarı ve yönetimi onaylamadığını belli etmiştir. Ve Ehl-i Beyt sevenlerinin yetişmesi için, halifelerin tüm baskılarına rağmen, önlerindeki her türlü engeli kaldıracak tedbirler almıştır. 
İmam Muhammed Bâkır ve sonrasında gelen İmamlar, ciddi bir mânevî miras mektebi oluşturmuşlardır. Bu mektep Ehl-i Beyt Üniversitesi tâbir edilebilecek dolulukta idi. Ehl-i Beyt’in mânevî büyüklüğünün ve İslam’daki yerinin hatırlatıldığı bu mekteplerde, Ehl-i Beyt’in fıkıh, kelam, ahlâk, usul esasları talebeler vasıtası ile gelecek nesillere aktarılmaktaydı.
Abbâsî halifeleri kendi dönemlerinde büyük yol kat eden bu mânevî mektebin, sosyal hayata yansımasından korkmakta idiler.
Me’mun’un halifeliği döneminde İmam Rızâ’nın (a.s.) zamanına kadar ağır baskılar uygulayarak İmamların Ehl-i Beyt mektepleri vasıtası ile hilafeti ele geçirmelerinin önüne geçmek istemişlerdir.
22 yıl hilafette kalan Mansur’un dönemi, Ehl-i Beyt sevenleri ve İmam Kazım’ın babası İmam Ca’fer (a.s.) için oldukça sıkıntılı idi.
Öyle ki, halife Mansur dönemi için İmam Ali’yi (a.s.) sevenlerin sindirildiği devirdir denilebilir.
Mansur’un İmam Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e karşı olan kini, döneminde Ehl-i Beyt sevenlerini kılıçtan geçirmesine sebep olmuştur.
Onun hazinesinin bazı odalarında kadın-çocuk demeden öldürdüğü Şiilerin başları saklanmaktaydı.
“Mansur, hacca gitmeye karar verince oğlu Mehdî’nin karısı Ebû’l-Abbâs’ın kızı Reyta’yı çağırdı. Mehdî o sırada Rey’de bulunuyordu.
Ebû Ca’fer’in gelmesinden önce ona vasiyette bulunmak istedi. Reyta’dan söz alarak hazinenin anahtarlarını ona teslim etti.
Anahtarları verirken, hazinenin bazı odalarını hiç kimseye açmamasını ve Mehdî’den başkasına bu odalardan bahsetmemesini istedi.
Kendisi ölmeden Reyta’nın da buralara girmemesini emretti. Ölümünden sonra sadece Mehdî ile buraya girmesi gerektiğini özellikle bildirdi.
Mehdî, Rey şehrinden Bağdat’a gelince, Reyta hazinenin anahtarlarını ona verdi ve babasının ölümü kesinlik kazanmadan bu hazineleri açmaması için ondan söz aldı.
Mansur’un öldüğü haberi Mehdî’ye ulaşınca, Mehdî hilafet makamına geçti. Reyta ile beraber hazinenin gizli kapılarını açmaya başladılar.
Karşılarına Hz. Ali soyundan gelen insanların kafatasları çıktı. Kulaklarına asılı belgelerde nesepleri yazıyordu.
Çocuklar, yetişkinler, gençler, kadınlar sıra sıra dizilmişti.
Mehdî, tüm kafataslarının gömülmesini emretti ve üstlerine dükkanlar yaptırdı.” (et-Taberî, c. 6, s. 343).
Mansur, Ehl-i Beyt sevenlerinden zorla aldığı mallara “Beytü’l-Mal-ı Mezâlim” adını vermiş ve ayrı yere koydurmuştu. Hangi kişiden hangi malın alındığı da üstüne kaydedilmişti. 
Mansur döneminde halka yapılan bu gasp hakkında tarihçi Mes’ûdî şunları yazmaktadır:
“Mansur’un halktan zorla aldığı malların miktarı altı yüz milyon dirhem ve dört yüz milyon dinara ulaşıyordu. Bu meblağ çiftçilerden aldığı arazi vergisi ve harçların dışında idi.” (Murûcu’z-Zeheb, Mes’ûdî, c. 3, s. 312).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100