Bu haber kez okundu.

O'nunla olmak
Cenab?ı Hak: "Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim" (Bakara, 2/152) buyuruyor. İnsan işte o zaman muhip oluyor, dost oluyor. Sevdalı oluyor. Aşık oluyor. Maşuk oluyor.
Daha?... Ebrar, şahitler zümresine giriyor. Şahit oluyor. Alim oluyor. Kısaca bu yüklendiği sıfat ile insan çeşitli isimler alıyor. İfade etmeye çalıştığımız her isimden de Allah'a bir pencere açılıyor. Hakk'ı seyrediyor.
Bu sıfatları kendisine sıfat edinen gönül aleminden Cenabı Hakk'a pencereler açılıyor. O insan Allah ile beraber olur. Zaten bütün mesele insanın Hak ile ile beraber olmasıdır. Allah ile beraber olan insan kemale erer, kamil olur.
Üç Hakk dostu
Meşhur bir hikaye vardır: Adamın biri bir insanı kamili tanımak istermiş. "Böyle insan, Allah'ı tanır, insanları tanır. Onların olduğu sohbetler, meclisler feyizli olur, muhabbetli olur. Böyle bir zat tanıyalım" niyetiyle bir dostuna: "Beni böyle bir zat ile tanıştır" der. Eskiler bezaz der, bugünkü şekliyle manifaturacı. Giderler bir bezaza. Selam verirler. "Şu kumaşı indir. Bunu indir..." derken tezgahta ne kadar kumaş varsa aşağı dökerler. Sonunda ne dese beğenirsin? "Bu kadar kumaş içinde bizim işimize yarayacak bir nebze kumaş yok." Bezzaz: "Aman efendim özür dilerim. Sana layık bir kumaş burada bulunduramadım" der. Müşterinin yaptığına bak, bezzazın verdiği karşılığa bak!
Bu sefer bir karpuzcu sergisine giderler. "Bunu kes. Şunu kes. Olmadı. Olmadı..." Bir sergi karpuzu atar. Üstelik de ona hakaret eder: "Senden adam olmaz! Bu kadar karpuz içerisinde bize yarayacak bir karpuzun yok." O da özür diler. "Hakikaten doğru söyledin" der.
Sonra bir lokantaya giderler. Yemek yiyecekler. Garsonu çağırırlar. "Garson ne var ne yok?..." Neler varsa sayılır. "Bize bir çorba getir." Garson çorbayı getirir önlerine kor. Bu zat elinin tersi ile çorba tabağına bir tane vurur atar. Garson da yaklaşır, der ki: "Bana bak. Ben ne bezazcıya benzerim, ne karpuzcuya! Kafanı kırarım senin! Yiyeceksen ye, yemeyeceksen defol git!"
Bakıyor ki, bu garson iki olayı da biliyor. Buna rağmen hala arkadaşına: "Bana bir hak dostu göster" diyor.
Oysa onların üçü de Hak dostu. Hak eriydi. Her birinin cemiyet içinde vazifeleri farklı farklı. İlk ikisinin aksine üçüncüsü ise insanları ikazla, irşadla görevli olduğu için hemen kulağını tutuyor: "Ne yapıyorsun? Adam olsana! Şer'i şerife uysana. Hakkına riayet etsene!" diyor.
~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100