24 Temmuz 2008 Perşembe 00:00
104 Okunma
Osmanlı kimliğine bürünmüş misyonerler
(Ortadoğu ve Hicaz Bölgesinde Misyoner Faaliyetleri)
(...) Bakan yardımcısı en son raporumun önemli bölümlerini inceledikten sonra, Londra'da hazır bulunan 6 casusun raporlarını dinlemek için düzenlenen konferansa götürdü beni. Sömürgeler Bakanlığı yetkilileri ve Bakan bu toplantıda hazır bulunuyordu. ~|~

 

Arkadaşlarım raporların önemli kesimlerini okudular. Ben de Türkiye hakkında hazırladığım raporun konu başlıklarını okudum. Bakan Yardımcısı ve diğer bazı yetkililer faaliyetlerimden dolayı beni kutlayarak teşvik ediyorlardı. Buna rağmen başarılar listesinde üçüncü sırada bulunuyordum.
Şunu da eklemeliyim ki; Türkçe, Arapça, Kur'an tecvidi ve Kur'an tefsiri okuyup öğrenmede çok başarılı olmuştum. Ancak Osmanlı Devleti'nin zayıf noktalarını belirleyip rapor etmede aynı başarıyı kaydedememiştim. Altı saat süren konferanstan sonra Bakan Yardımcısı bu zayıf noktamı bana hatırlattı. Ona dedim ki: "Bu iki yılda benim için önemli olan iki dil öğrenmek, Kur'an ve İslam ahkâmını kavramaktı. Başka işler için yeterli fırsat bulamıyordum. Eğer bana güvenirseniz gelecekte bunu gideririm". O da bana:
"Kuşkusuz ki sen işinde başarılısın. Ancak biz senin herkesten daha başarılı olmanı bekliyoruz" dedi ve şöyle devam etti: "Gelecekteki görevinde iki önemli nokta vardır: Müslümanlar arasına nüfuz ederek aralarında ayrılık yaratabileceğimiz zayıf noktalarını bulmak. Düşmanı yenebileceğimiz unsurlardan birisi budur.
Zayıf noktaları belirledikten sonra tefrika ve anlaşmazlık icat etmeye başlamak. Bu önemli görevinde başarılı olursan iftihar madalyasına lâyık  en iyi İngiliz casuslarından biri olduğuna emin olabilirsin".
 Humpher daha sonra altı ay Londra'da kaldığını, bu arada halasının kızıyla evlendiğini ifade ediyor. Ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Ancak tam bu sırada, Bakanlıktan aldığım bir emirde hiç zaman kaybetmeden Irak'a gitmem isteniyordu. Irak uzun yıllar Osmanlı egemenliği altında kalan bir ülkeydi. Bir çok dostumuz gibi ben ve eşim de bu beklenmedik görevden dolayı pek üzülmüştük. Ancak vatan aşkı ve arkadaşlar arasındaki rekabet eş ve çocuk sevgisini yenmişti. Bu yüzden görevi hiç düşünmeden kabul ettim. Görevimi çocuğumuzun doğumundan sonraya erteletmek isteyen eşimin ısrarları hiçbir yarar sağlamadı".


Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler /
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100