02 Haziran 2002 Pazar 00:00
214 Okunma
Özgürlüğün baş dönmesi
Ali Rıza BAYZAN

Türkiye'deki psikiyatri geleneğinin sınırlarını zorlayan bir isim Kemal Sayar. Özellikle psikiyatri ve psikoterapiye tasavvuftan bir pencere açma çalışması en özgün girişimi sayılabilir. Ancak her nedense son zamanlarda hem anti?psikiyatriye dayalı çıkışlarından hem de tasavvufa dayalı açılımlarından geri adım atar gibi görünüyor Sn. Sayar. Kim bilir belki de akademik koşullar bunu dayatıyor. Ancak yine de varoluşçu felsefeden fizikteki kaos teorisine kadar geniş bir yelpazeyi psikiyatri ve psikoterapinin önüne seren sn. Sayar'ın "Özgürlüğün Baş Dönmesi"nde tasavvufu unutması (?!) gerçekten hüzün verici. Hem insanı anlamak için bütüncül bir paradigma için uğraş verceksiniz hem de insanın trasandantal boyutunu görmenizi sağlayacak araç ve gerecinizden vazgeçeceksiniz... Bunun anlamı olsa olsa pozitivist psikoloji ile biyolojik psikiyatrinin başlangıç noktasına XIX. yüzyıla dönmektir. Tasavvufun bilgeliği olmadıktan sonra varoluşçu felse de kaos teorisi de bir gar~|~nitür olmaktan ileri gidemez psikiyatri ve psikoterapi için. Hem sanki çok umurundaydı Soren Kierkegaard ve hele hele Heideger Türk insanının. Rollo May ve Irwin Yalom'un, bunalımlı Türk insanının buhranını tırmandırmaktan başkaca ciddi bir işlevi mi olacak sanki? Türk insanının genlerinde Yunus vardır Hacı Bektaş vardır. Eğer psikoterapi, psikiyatr için de psikolog için de az çok bir sanat ise ve sanat da damardan girmeyi gerektiriyor ise, yaşamı ve ölümü anlamlandırmak için Yunus'tan Hacı Bektaş'tan daha iyi bir seçenek mi var Türk insanı için? Robert Ornstein kadar bile olsa, Hoca Nasreddin'e açılma vakti gelmedi mi Türk psikoterapistlerin?

Ancak bunca eleştiriye rağmen "Özgürlüğün Baş Dönmesi" dikkate değer bir çalışma.

Kitaba da adını veren birinci bölümde "İnsanın Temel Endişeleri" varoluşçu bir açıdan irdeleniyor. İkinci bölümde modern ve postmodern zamanların benlik üzerindeki dönüştürücü rolü ele alınıyor. Üçüncü bölümde küreselleşme süreci ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiler inceleniyor. Dördüncü bölümde yeni fizikteki kaos teorisi ile psikiyatriye yeni pencereler açılıyor. Beşinci bölümde "Ruhsal Hastalığa Yönelik Tutumlar" serimleniyor. "Psikolojik Mekân Olarak Siber Alan" başlıklı son bölümde internetin ruh sağlığı üzerindeki etkileri değerlendiriliyor.

Türkçe açısından biraz garip bir ifade de olsa "Özgürlüğün Baş Dönmesi" başlıklı birinci bölümün sonucunda sıralanan maddeler kitabın özünü kavramak açısından önemli:

"Van der Leeuw (1980) modern zamanların temel eğilimlerini şöyle özetlemektedir: 1. Büyük bir bilgi seli altında kalan insanların bağımsız düşünme alışkanlığını terk etmeleri ve yüzeyselleşmeleri, insanların sessizlik, yalnızlık ve mahremiyetlerinin tehlike altına girmesi, 2. Toplumun temeli olarak ailenin rolünde değişiklikler, anneliğin giderek daha çok ihmal edilmesi, 3. Reklamların baştan çıkarıcılığının toplumda başat rol oynaması, çabuk tatmin olmanın özendirilmesi ve tam anlamıyla tatminin mümkün olduğu yanılsamasının yaratılması, 4. Toplumda uzun süredir durağan olan ölçütlerin kırılması ve bireyleşme yaşantısının önünün açılması".
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100