17 Mart 2015 Salı 00:02
826 Okunma
‘Peygamberlerin ilmi bizim yanımızdadır’
Sedir Sayrafî şöyle anlatır:
İmam Ca’fer Sâdık için (a.s.) emanet edilen bir para benim yanımdaydı. Emaneti verirken, Ehl-i Beyt İmamları (a.s.) hakkında anlatılanların doğru olup olmadığını anlamak için bir dinarını vermeyip sakladım. İmam (a.s.) hemen, “Ey Sedir! Hepsini vermedin ama bunu, bizden koptuğun için de yapmış değilsin!” dedi. “Canım size feda! Mesele nedir, ne oldu ki?” diye sordum. “Bizi denemek için emanetten birazını alıkoymuşsun!” buyurdu.
“Canım size feda!” dedim, “Doğru söylediniz! Sizi sevenlerin sizin için söylediklerinin hak olduğuna bizzat tanık olmak istedim.” 
İmam buyurdu ki: “Gerekli her şeyi bizim bildiğimizi bilmez misin? Peygamberlerin ilmi bizim yanımızda mahfuzdur, hepsi bizde toplanmıştır; bizim ilmimiz peygamberlerin ilmidir!” (Menakıb, 4/227; Biharu’l-Envar, 47/130).
Yunus b. Yâkub şöyle diyor:
Şamlı bir adam, Hişam b. Hakem’e, “Bugün Allah’ın insanlara hücceti kimdir?” diye sordu.
Hişam, “Orada oturmuş olan bu büyük insandır. Etraftan onu ziyarete geliyorlar, o da babasından ve ceddinden miras olarak aldığı ilmiyle semâvî haberleri bizlere iletiyor.”
Şamlı, “Ben sözünün doğruluğunu nereden bilebilirim?” dedi.
Hişam, “İstediğin şeyi ondan sorabilirsin” dedi.
Şamlı, “Şimdi benim için mazeret yolu bırakmadın, ondan bir şey sormalıyım” dedi. 
İmam Ca’fer buyurdu ki: “Ey Şamlı adam! Yolculuk olayını ve yolunun niteliğini beyan etmemi istiyor musun?” 
Sonra İmam onları tek tek açıkladı. Şamlı adam tasdik etti ve dedi ki: “Şimdi Allah’a teslim oldum ve İslam’a girdim.” 
İmam buyurdu: “Şimdi Allah’a iman ettin. Çünkü İslam imandan öncedir.”
Adam dedi ki: “Doğru söyledin. Ben şehadet ediyorum ki Allah birdir ve Muhammed O’nun elçisi ve sen de vasilerin vasisisin.” (İsbatu’l Hudat, c. 5, s. 336).
Ebu Sabah Kenani diyor ki: 
İmam Ca’fer’e arz ettim ki, bizim Ca’fer b. Abdullah adında Hamedanlı bir komşumuz var. Bazen sohbetlerimiz oluyor. Hz. Ali’yi andığımızda kötü sözler söylüyor. Onu öldürmeme izin verir misiniz?” 
İmam buyurdu ki: “Ey Ebu Sabah! Böyle bir şey yapar mısın?” 
Ben, “Evet yaparım! Eğer izin verirseniz ona bir tuzak kurarım ve tuzağa düşünce de kılıçla hamle eder ona vururum” dedim. 
Ebu Sabah diyor ki:
Kûfe’ye döndüm. Ve henüz on sekiz günden fazla geçmemişti ki, sabah namazı için mescide gittim. Namazdan sonra takibat ile meşgul olduğum bir sırada birisi beni dürterek, “Ey Ebu Sabah müjdeler olsun” dedi. Ben, “Hayrola ne oldu?” dedim. “Dün gece Ca’fer b. Abdullah Cebane mahallesindeki evinde uyuduğu sırada onu sabah namazına çağırmak için gittiklerinde bir tulum gibi şişmiş vaziyette buldular. Onu yerden kaldırmak istediklerinde etinin kemikten ayrıldığını ve altında bir yılan olduğunu gördüler. Sonra onu bir deriye doldurarak götürüp defnettiler.” (İsbatu’l Hudat, c. 5, s. 305; İbn Şehraşub da az bir farkla el-Menakıb’da nakletmiştir).
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100