18 Ekim 2005 Salı 00:00
272 Okunma
Rahmet Peygamberi'nde Tevâzu
Hakîkaten ertesi gün zafer nasîb oldu ve Hazret?i Berâ da şevkle arzuladığı şehâdet şerbetini tatma şerefiyle mesrûr olarak rahmet?i Rahmân'a kavuştu. Böylece yeni bir mûcize?i Muhammedî tahakkuk etmiş oldu. ~|~ Hazret?i Peygamber (sav)in hayâtı, pek çok hârika, ibret verici, doğruluk, dürüstlük, sadâkat, şefkat, merhamet ve nezâket tezâhürleriyle doludur. Zevcesi Âişe ?radıyallâhu anhâ?'ya:
"Yâ Âişe! Fakîrleri sev! Onları yakınına al ki, Allâh ?celle celâlühû? kıyâmet günü seni yakınına alsın!.."

"Yâ Âişe! Hiçbir zaman muhtâc birisini kapından boş çevirme; yarım hurmayla dahî olsa kendini cehennem azâbından koru!" (Tirmizî, Zühd, 3i) diye tavsiyede bulunurlardı. İslâm tekâmülcü bir sistemdir. Bunun için islâm, bir müessesenin kendisinden evvelki müsbetlerini redde mahkûm etmez; güzelliklerini tekâmül ettirir, menfîliklerini de ıslâha çalışır. O, ortaya koyduğu temel prensiplerle, eskinin müsbet mevcûdlarını muhâfaza etmekte beis görmez. Bu ölçü dâhilinde ıslâha muhtâc olan bir müesseseyi kaldırıp atmak yerine ihyâ etmeyi tercîh eder.

Ancak kendinden ve dâvâsından emîn olanların başvurabileceği metod sebebiyledir ki, ictimâî nizâmı sarsacak âni değişiklikler yerine getirdiği prensipleri zamanın akışına yayar. Kitlenin hazım kâbiliyetini zorlamaz. Böylece muhtemel aksülamelleri bertaraf etmiş olur. Bu zihniyetin en tipik misâli, islâm'ın kölelik müessesesindeki ıslâhıdır. islâm, bir zulüm müessesesi hâline gelmiş bulunan köleliği, "ancak isimden ibâret" bırakarak, zamanla onun ortadan kalkmasını sağlayacak bir fazîletin içine yerleştirmiştir.

Sırf ismen ve muvakkaten muhâfazasına bakarak islâm'ın köleliği kabûllendiği yolundaki bir mütâlea, cehâlet veya garezkârlıktan başka bir şey değildir. Zîrâ kölelere âid yeni ve islâmî kâideler, onları bugün hür addolunan "modern sanâyînin işçileri"nden daha hür bir seviyenin seâdetine kavuşturmuş bulunuyordu. İslâm, çeşitli suçların keffâreti olarak köle âzâd etmek usûlünün yanında, köleyi sâhibi için bir istifâde unsuru olmaktan çıkarır. Ve kölenin hür insanlardan fazla bir farkı kalmaz. Nitekim Hazret?i Peygamber ?sallâllâhü aleyhi ve sellem?, köleye yediğinden yedirmek, giydiğinden giydirmek gibi külfetlere ilk katlanan bu dînin en mükemmel tatbîkatçısı olmuştur. Bir zulüm müssesesi olan kölelik, İslâmî merhamet ve şefkatin bereketi olarak hakkı ibâd (kul hakkı) endîşesiyle zaman içinde ehemmiyetini yitirmiştir.

Gerçekten O (sav), sâhiblerinden, harp esirlerine tahsillerini yaptırmalarını ve onları âzâd edip evlendirmelerini isterlerdi. Kölelerine kötü ve kaba muâmele edenlerin cennete giremeyeceklerini bildirirlerdi.
İslâm'da ilk önce suçun menşei araştırılır, suçlunun ıslâhı için gayret edilir. islâm hukûkunda cezâ, bir anne ve babanın çocuğunu cezâlandırması gibidir. Gâye onu ictimâî hayâttan tard etmek değil, cemiyete yeniden kazandırmaktır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100