Bu haber kez okundu.

Resûlullah'tan (s.a.v.) tavsiyeler

Ashabdan Malik\'in oğlu Enes der ki: “Bir gün Resul-i Ekrem de içimizde olduğu halde oturuyorduk. Baktık ki, Resul-i Ekrem gülüyor. Ve ön dişleri görülüyordu. Ömer, ‘Anam, babam Sana feda olsun niye güldünüz Ya Resulallah' dedi. Buyurdular ki, ‘Ümmetimden iki kişi, huzur-u İlahi\'de diz üstü geldiler de birisi, ‘Allah'ım şu kardeşimden hakkımı alıver' dedi. Rabbü'l-İzze de, ‘Kardeşine hakkını versene' deyince, ‘Allah'ım verecek hiçbir şeyim kalmadı, ne vereyim' dedi. O vakit alacaklı, ‘Ya Rab, günahlarımı yüklensin' dedi. Bu arada Resulullah\'ın gözlerinden yaşlar boşandı. Ağladı. Sonra buyurdular ki: ‘O ne müthiş bir gün ki, insan günahlarını başkasına yükletmeyi ister.' Ve Resul-i Ekrem buyurdular ki: ‘Allah Azze ve Celle alacaklıya; ‘hele başını kaldır da cennetlere bir bak' dedi. O adam başını kaldırırıp bakınca dedi ki: ‘Ya Rab, gümüşten şehirler içinde altından köşkler görüyorum, onlar da incilerle süslenmiş. Bunlar hangi peygamberin, hangi şehidin?' Allah-ü Tealâ, ‘Bunlar satılık. Bedelini kim öderse ona vereceğim' dedi. O adam dedi ki: ‘Ya Rab, buna kimin gücü yeter, kimde var bu kadar servet?' Allah-ü Tealâ buyurdu ki; ‘Sende var, sen alabilirsin.' ‘Ya Rab, neyimle alırım.' ‘Alacaklısı bulunduğun kardeşini affetmekle bunları alabilirsin' deyince; ‘Affettim Allah'ım' dedi. Allah-u Tealâ, ‘Haydi kardeşinin elinden tut, beraberce o Cennetlere girin' buyurdu.

Bunu Resul-i Ekrem anlattıktan sonra buyurdular ki; ‘Allah'tan korkun. Aranızdaki gerginlikleri ıslah edin (düzeltin). Allah da kıyamette mü\'minlerin arasını ıslah' eder.”

***

Hazreti Ali (Kerremullahu Veche) der ki; “Resulullah Sallallahü Aleyhi Veselleme kıyamet alametlerinden soruldu da buyurdular ki: İnsanların hakkı zayi ettiklerini, namazı öldürdüklerini gördüğün zaman, birbiri aleyhine iftiralar çoğalıp yalan mubah gibi olup, rüşvet almak ve vermek âdet hükmüne girdiği zaman, binalar yüksek yapılıp, zenginlere hürmet çoğalınca, akılsızlar iş başına geçip kan dökmek hiçe sayılınca, cahil zarif, zeki; âlim, zayıf, zalim medar, iftihar addedilince, camilere rastgele girip çıkanlar görülünce, şartlar çoğalıp mushaflar süslenip minareler yükselince, kalbler dinden harap bir hale gelince, müskirat içilip, boşanmalar, ansızın ölümler çoğalınca, fenalıklar, iftiralar, alenen yapılınca, Allah'tan başkası adına yeminler yapılıp hainler emin, eminler hain tanınınca, içi canavar gibi olduğu halde, dışına koyun postu giyenleri gördüğünde kıyameti bekle, artık yaklaşmıştır.”

***

Peygamberimiz buyurdular ki; “Bir dilenci bir kadına geldi. O kadının elinde bir lokma vardı. Ağzına koymak üzere iken fakir elini uzattı. O, lokmayı fakire verdi. Bir müddet sonra o kadın bir oğlan doğurdu. Çocuk kundakta iken ansızın bir kurt gelip çocuğu kapıp kaçtı. Kadın, arkasından, oğlum, oğlum diye bağırıyordu. Allah, bir meleğe: ‘Yetiş, çocuğu kurdun ağzından al, annesine teslim et ve Benden selam söyle. Bir lokma sadakana bir lokma ile mükâfaat de' buyurdu.”

***
Peygamberimiz bir adama şöyle vasiyet etti: “Şehvetlerini kıs, fakirlik kolaylaşır. Günahı azalt, ölüm kolay getir, malını önceden gönder, ona bir an evvel kavuşmak istersin de ölümden korkmazsın. Verilene kanaat et, hesabın hafif olur. Senin için deruhte edilmiş rızıkları toplarken, farz ibaretlerinden uzak olma. Sana ayrılan gelir, ayrılmayanı da elde edemezsin. Elinden çıkmış, fırsatı kaçmış şeyler hakkında müteessir olma, faydasızdır. Öyle bir şeye emek ver ki, elinden çıkmasın. Sen de orada ebedi olasın.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100