Bu haber kez okundu.

Sabır, tam imanı gösterir
İmam Gazali buyurdu ki: 
İbadet işinde sabredebilmek için bazı şeyleri bilmek gerekir. Başta, birkaç gün için yapılacak az sabra karşılık, ebedî bir saadet vardır, bilmeli...
İbadet işinin ifsad edilmemesi için, gösterişten korunmak, kasdiyle sabredip, ibadet yaptıklarını söyleyip gezmemek ve sabırlı olmak icab eder. Sabır ibadet işinde gerekli olduğundan daha çok, behimî hislerin tatmininde lâzımdır. Sebebi ise, yukarıda anlatıldığı gibi, sabır olmayınca insan kendini salar, mubah sınırını aşar ve harama kayabilir. Dışarıdan gelen İncitici veya kırıcı söze veya işe de sabırla karşı koymalıdır. Lüzumsuz olan karşılık harekete geçmemek ve tahammüllü olmak da sabra dayanır.
Ashab (r.a.) derdi ki: Biz, eziyete sabırla karşı koyamayan kimsenin İmanını, İman sayamayız.
Allahü Teâlâ küfrün karşısında sabırla duran bir cemaatin halini, onların dilinden şöyle anlatır:
“Biz elbette, yaptığınız eziyetlere sabır edeceğiz. Tevekkül edenler, Allah’a tevekkül etsinler” (İbrahim, 12).
Sabır, hazan yapılan bir işin özünü bulabilmek için gereklidir. Bazen işin ağırlığına sabır gerekir. Bazen de iş kolay olur, mükâfatını alabilmek için sabır icab eder. Her iki halde de sabır, tam imanı gösterir.
Sabredilecek işlerin ikinci kısmı da, elde olmadan meydana gelen işlere karşı olur. Bunlar arasında, çeşitli hastalıkları gözün görmemesini, dış duygulardan herhangi birinin felce uğramasını, sevilen kimselerin ölümü gibi şeyleri sayabiliriz. Bunlar, gayrı ihtiyarî gelen birer tecrübe yollu iptilâlardır, sabretmek gerekir.
îbn Ahbas (r.a.) diyor ki: Sabır, Kur’ân’da üç yönden anlatılır. Bunları şöylece sıralamak mümkündür:
1) Allahü Teâlâ’nın farz kıldığı emirleri yerine getirmek için... Bunların yerine getirilmesinde kulun üç yüz derece ecri vardır.
2) Allahü Teâlâ’nın haram kıldığı şeylerden kurtulmak için... Bu haramlardan kaçan kul, altı yüz derece sevap alır...
3) Bir musibetin vuruşunda sabırlı olmak... Felaketin ilk çıkışında, sabırla karşı duran kulun dokuz yüz derece ecri vardır...
Diyorlar: Sabr-ı Cemil’i -güzel sabrı- o yapar ki, yüzüne bakıldığı zaman bir sıkıntıya uğradığı bilinmeye...
Böyle bir sabrı yapmak da herkesin kârı değildir. Ancak, uzun zaman, geniş bir riyazet halini yaşayan ve nefsini terbiye eden yapabilir...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100