27 Aralık 2002 Cuma 00:00
212 Okunma
Seymenler Ata'yı bekliyor
Sivas Kongresi`nde (4?11 Eylül 1919) oluşturulan Heyeti Temsiliye (Temsilciler Kurulu), bir süre sonra Ankara`ya taşınmaya karar verdi. 18 Aralık`ta yola çıkan heyete; 27 Aralık`ta Ankara`da yapılan karşılamayı Atatürk, yıllar sonra ``Ankaralılar beni misli görülmemiş bir heyecanla karşıladılar`` diye değerlendirdi. Ankaralılar`ın bu heyecanı anlatan Tarih Öğretmeni, gazeteci Enver Behnan Şapolyo, Ankara halkının Orta Asya`dan bu yana ``Seymen tertibi`` denilen Türk geleneğini ``milli vicdanında bir sihir`` gibi yaşattığını belirtiyor. Şapolyo, ``Atatürk ve Seymen Alayı`` ile ``Mustafa Kemal ve Birinci Büyük Millet Meclisi Tarihçesi`` adlı kitaplarında, Seymen Alayı`nın ``kızılca günlerde, milli felaket günlerinde, bir beyliğin ve bir devletin yıkılış sıralarında, halk yeni bir devlet kurmak ve başlarına yeni bir reis seçmek için`` kurulduğu``nu anlatıyor.

Karşılama hazırlıkları

Şapolyo`nun anlatımına göre, ``Seymenler, Cumartesi günü öğle üstü Ulucanlar`daki Sarı Ahmed`in kahvesi ön~|~ünden Hacı Bayram Camii`ne geldiler. Burada Kayyum Dede duayı yaptı ve kurban kesildi. (...) Üç grup Seymen teşkil edilmişti. Tam 700 yaya seymen ve 3000 atlı zeybek kıyafetinde seymen düzülmüştü. Davul ve zurna çalmaya başladı. (...) Bayrağın önünde baltacılar, önlerinde uzun birer meşin önlük, arkalarında tüfekleri ağır ağır ilerliyor, bu alaya bir heybet veriyorlardı. Seymen alayının bir kısmı İncesu köprüsünden Dikmen bağlarına, birkısmı da Çankaya bağları batısındaki Kırşehir`e giden Kızıl yokuşun eteklerine kadar dizildi. Bir kısım seymenler de Güveçli İbrahim ile beraber İstasyon yoluna sıralandılar. Halk iki yola ayrılmıştı; bir kısmı Namazgah tepesine, bir kısmı da Yenişehir`in bulunduğu yere, büyük bir kalabalık da İstasyon yoluna dolmuştu.``

Mustafa Kemal Geliyor

Güneş tepeye yükselip öğle geçtiğinde hala gelen yoktu. Heyecanlı bekleyişi sürdüren Ankaralılar, hiç açlık duymuyorlardı. Aralık ayının sonunda Ankara`da açık ve ılık bir hava vardı. Saat üçü on geçe (15.10) uzaklardan bir otomobilin korna sesi, bekleşenleri yerlerinden oynattı. Kızıl yokuş toz dumana karıştı. ``iki otomobil... Alkış ve yaşa sesleri yeri göğü inletiyordu. Çankaya ve Dikmen tepelerinden güzel sesli hafızlar sala ve ezan okuyorlardı. (...)``

Şapolyo, duygularını şöyle aktarıyor:

``O zaman ona muvaffak olma heyecanı geldi. Ankara`dan bir daha ayrılmadı. Ankaralıları çok sevdiğini her zaman söylerdi. Mustafa Kemal`in sarı kalın kaşları göğün enginliğini taşıyan mavigözleri herkese ayrı ayrı iltifatlar saçıyor, halkı coşturuyordu. Otomobiller ilerledikçe, halk da takip ediyor; bu akış Osmanlı İmparatorluğu yerine, yeni Türkiye`yi yaratmaya koşuyordu. Kızıl yokuşun altında iki büyük sancak dikilmişti. Burada iki kurban kesildi.``

``Millet yolunda

kanımızı akıtmaya geldik`

Otomobiller Genelkurmay`ın bulunduğu sahada, ahşap bir evin önüne geldiği zaman, Mustafa Kemal otomobilinden inerek, karşılama heyetinin ve devlet memurlarının ellerini sıktı. Biraz daha ilerde bekleyen zeybek kıyafetinde 700 delikanlı ve ellerinde ``teke pala``larla seymenleri gören Mustafa Kemal Paşa, onları ``Merhaba efeler`` diye yüksek sesle selamladı. ``Sağ ol Paşa Hazretleri`` cevabını alan Mustafa Kemal, bu kez ``Arkadaşlar buraya niçin geldiniz`` diye sordu.Seymenler hep bir ağızdan ``millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik`` diye seslenince; Atatürk, bu kez ``Fikrinizde sabit misiniz`` sorusunu yöneltti. Seymenler, yeniden ``And olsun`` dediklerinde; Mustafa Kemal`in gözlerinin yaşardığı görüldü: ``Var olun yiğitler...``
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121