Bu haber kez okundu.

‘Siz onlardan daha iyi duymuyorsunuz’
127. İLKE:
Şöyle bir eleştiriyle karşılaşabiliriz: Allah’ın sâlih kullarının duasına tevessül etmek, ancak kendisine tevessül edilen kişinin hayatta olması durumunda tevhidin özü (veya en azından etkili) sayılır fakat peygamberler ve Allah’ın velilerinin hayatta olmadığı günümüzde onlara tevessül etmek nasıl etkili ve tevhidin özü olabilir?
Bu sonuncu cevabında iki noktayı hatırlatmamız gerekiyor:
a- Hatta peygamber ve Allah’ın velilerine tevessül edebilmek için onların hayatta olmaları gerektiğini kabul edecek olsa bile, bu durumda Allah’ın peygamberlerine ve velilerine ölümlerinden sonra tevessül etmek şirk değil, sadece faydasız bir iş olacaktır. Bu noktadan genellikle gaflet edilmekte, ölüm ve yaşamın tevhid ve şirkin sınırı olduğu sanılmaktadır! Oysa böyle bir şartın (insanların tevessül ettikleri peygamber ve velilerin hayatta olmalarının gerekliliği) kabul edilmesi durumunda, peygamber ve velinin hayatta olması, amelin tevhid ve şirke yönelik oluşunun değil, tevessülün faydalı ve faydasız oluşunun ölçüsüdür.
b- Tevessülün etkili ve yararlı olmasının iki şartı var:
1- Kendisine tevessül edilen kişinin ilim, şuur, güç ve kudret sahibi olması. 
2- Tevessül edenlerle onun arasında ilişki ve bağlantı olması.
Dünya âleminden göçen peygamberler ve Allah’ın velilerine yapılan tevessülde apaçık aklî ve naklî delillerle bu şartların her ikisi de (idrak ve şuur, onlarla aramızda ilişkinin olması) vardır.
Berzah hayatının varlığı, delillerine 105 ve 106. İlke’de değindiğimiz ve de Kur’an-ı Kerim ayetleri ve hadislerle onaylanan kesin konulardan biridir. Kur’an-ı Kerim, apaçık bir şekilde Allah yolunda şehit olanların hayat ve yaşam hakkına sahip olduklarını vurgulamaktadır. O hâlde, birçokları şehit de olan peygamberler ve Allah’ın has velileri kesinlikle daha üstün ve daha yüce bir hayata sahiptirler.
Allah’ın velileriyle aramızda ilişki olduğuna dair birçok deliller vardır; onlardan bazıları şöyledir:
1- Bütün Müslümanlar namazlarının sonunda Hz. Resûl-i Ekrem’e (s.a.a.) hitaben, “es-selâmu aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtuh=selam olsun sana ey Peygamber; Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun” demekteler. Acaba Müslümanlar bu hareketleriyle “boş” ve “yararsız” bir şey mi yapıyorlar ve Hz. Resûlullah (s.a.a.) gerçekten onları duymuyor ve selamlarını almıyor mu?!
2- Bedir Savaşı’nda, Hz. Resûl-i Ekrem’in (s.a.a.) emriyle müşriklerin cesetlerini bir kuyuya döktüler. Sonra O Hazret onlarla konuşmaya başladı. Ashabdan birinin, “ölülerle mi konuşuyorsun” diye sorması üzerine, “Siz onlardan daha iyi duymuyorsunuz” buyurdu. (Sahih Buhâri, c. 5, Kutile Ebû Cehl bâbı; Sire-i İbn Hişâm, c. 2, s. 292 ve diğer kaynaklar).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100