Bu haber kez okundu.

Suçları Ehl-i Beyt’i sevmek!
İmam Bâkır (a.s.) aşağıdaki hadisinde Emevi Devleti’nin kendilerine ve özellikle Irak bölgesindeki sevenlerine uyguladığı ağır baskıları anlatmaktadır: 
“Biz Ehl-i Beyt, Kureyş’in zulmünden ve karşımızda saf bağlamalarından neler çekmedik, bağlılarımızın ve bizi sevenlerin halkın elinden çekmediği ne kaldı? 
Resûlullah (s.a.v.) dünyadan göçtüğünde, bizim, halktan kendilerine daha evlâ olduğumuzu duyurdu ama Kureyş sırt sırta verip onu kendi mihverinden çıkardılar. Onlar, hükümeti ele geçirmek için hükümetin bizim hakkımız olduğuna istidlal ettiler, ancak hakkımızı gasp ettiler ve daha sonra da hükümet elden ele dolaştı ve yeniden biz Ehl-i Beyt’e döndürüldü ama halk bize ettiği biatini ayakaltına alıp bize karşı savaşmaya hazırlandılar. Öyle ki, Emirü’l-Mü’minin (a.s.) yüce şehadet derecesine erinceye kadar (olayların) iniş-çıkışına dûçâr olmuştu. Daha sonra oğlu İmam Hasan’a (a.s.) biat edip vefâdâr kalacaklarına dâir söz verdiler ama ona da hıyanet ettiler. Ondan sonra da Irak halkından yirmi bin kişi İmam Hüseyin’e (a.s.) biat edip ona da hıyanet ettiler. Ve bundan sonra da daima bize ihanet edildi, zulme uğradık, şehrimizden ve evimizden sürüldük, haklarımızdan mahrum edildik, öldürüldük ve tehdit edildik. Öyle ki, kendimizin ve bağlılarımızın can güvencesi tamamen bizlerden alındı. Yalancılar ve hakkı inkâr edenler yalanlarından ve inkârlarından dolayı ortam yaratarak İslam ülkesinin her noktasında yalanları ve inkârları vasıtasıyla zalim sultanlara, onların kadılarına ve mümessillerine yaklaştı ve uydurma hadisler nakletmeye ve onları yaymaya başladılar. Bizim dilimizden öyle hadisler naklettiler ki, ne biz onları söylemiştik, ne de onlarla amel etmiştik. Onlar bunu yapmakla bizi halka kötü tanıtmak, bize düşmanlık ve kin besleme tohumunu onların kalplerine ekmek istiyorlardı. Bu siyaset, İmam Hasan’ın (a.s.) vefatından sonra Muaviye’nin zamanında daha da şiddetle takip ediliyordu. Bu zehirleyici tebliğlerin sayesinde her yerde bağlılarımızı öldürmeye ve en az bir şüphe etmekle onların et ve ayaklarını kesmeye başlıyorlardı. Bizi sevmek ve bize uymakla tanınan kimseler zindanlara gönderilerek malları yağma edildi ve evleri de yıkıldı.
Bu tutum Haccac b. Yûsuf, Kûfe’de işbaşına gelinceye kadar Ubeydullah b. Ziyad’ın döneminde gün geçtikçe daha da şiddetleniyordu. Haccac da çeşitli işkencelerle bağlılarımızı öldürüyor, şüphelendiği ve herhangi bir şeyle suçlanan her bağlımızın yakalanmasını emrediyordu.
Taraftarlarımız dize gelmiş ve iş bir yere varmıştı ki, onun yanında, birinin zındık veya kâfir diye vasfedilmesi onun için Emirü’l-Müminin’in (a.s.) taraftarı diye vazedilmesinden daha iyiydi. Durum öyle olmuştu ki, iyilikle tanınan kimseler hakikatte takvalı ve doğru kimseler olmuş olsaydılar bile, önceki halifelerin üstünlüğü ve fazileti hakkında öyle hayret edici hadisler naklediyorlardı ki, ne Allah o üstünlüklerden birini onlarda yaratmıştı ve ne de böyle bir şey gerçekleşmişti. Bu hadisleri rivayet eden kimseler de bunun hak olduğuna inanıyorlardı. Çünkü bu hadisleri yalancılık ve takvasızlıkla meşhur olmayan kimseler naklediyorlardı.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100