26 Şubat 2006 Pazar 00:00
402 Okunma
 Şükreden kullardan eyle?
Hayata gelmek başta olmak üzere, her şeyimizi bize lütfeden yüce Rabbimize hamdedelim. Zira hamd, nimete karşılık Allah'a teşekkürdür ~|~

Kullukta ilk vazife, Allah'ı hamd etmektir. Zira hamd, ulemanın ifade ettiği gibi, nimete karşılık Allah'ı sena etmektir.

Hayata gelmek ilk lütuf olmak üzere insanın gerek iç tabiatına ve gerekse dış tabiatına ait yüz milyonlarca ikram vardır ki, bunların hepsi ve daha sahip olduğu nice imkanlar, hakkı olmadığı halde, Cenabı Hakk'ın lütufu ile şahsına edilmiş hediyelerdir. Bu hediyeler mukabilinde kula düşen, Rabbına sena etmesi yani teşekkür etmesidir, hamd etmesidir. Bundan olacak ki, Kur'anı Kerim'in ilk sûresinin ilk ayeti de bu gerçeği beyanla, "Âlemlerin Rabbına hamd olsun" diye başlamaktadır. Kainatı içine alan bu muazzam beyan neyi anlatmıyor, neyi öğretmiyor ki!..

İslam itikadının temelini teşkil eden bu ayeti kerime, Cenab-ı Hakk'ın rububiyetini tescil ile kainatta ve insanda mevcut olan her varlığın ve oluşun kurucu ve devam ettiricisinin Allah olduğunu beyan etmektedir.
Yerçekimi kanunundan, suyun kaldırma kuvvetine, ısınan havanın genişlemesinden bulutun suyu taşımasına, dilin tatmasından midenin hazmetmesine, insanın hayat sürmesinden akletmesine ve evrenin mikro bütünlüğünden galaksiler çapındaki makro bütünlüğüne kadar her an dengeleri kuran, koruyan ve devam ettiren işte o Rabb'dır. Öyle nimetler ki!?

Cenab-ı Hakk'ın bu sonsuz nimetlerinin birer ikram olduğunu düşünerek hamdeden kuluna, bu hassas idrakinden dolayı olan ikramı da sonsuzdur. Nitekim bir mü'min kul "Elhamdulillah" dediği vakit, Allahu Teala fazl-ı kereminden o kulu için bütün ölçülerin fevkinde sevap yazar. Sünen-i İbn-i Mace'de Abdullah b. Ömer'den (ra) rivayet olunduğuna göre, Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır:
"Allah'ın kullarından biri 'Yâ Rabbi; sultanlığının azametine, zâtının celaline layık olan hamd sana mahsustur' dedi. İki melek, bu sözün sevabını yazmada öyle müşkül bir duruma düştüler ki, ne yapacaklarını bilemediler. Bunun üzerine Allah'ın (cc) huzuruna çıkarak, 'Ey bizim Rabbimiz, bir kul öyle bir söz söyledi ki, onu nasıl değerlendireceğimizi bilemiyoruz' dediler. Kulunun ne dediğini en iyi bilen Allahu Teala, 'Kulum ne dedi?' buyurdu. Melekler cevaben, 'Sultanlığının azametine, zâtının celaline layık olan hamd sana mahsustur, dedi' diye cevap verdiler. Bu kez Allahu Teala, 'Kulumun söylediği gibi yazınız. Benim huzuruma geldiğinde onun mükafatını Ben vereceğim' buyurdu".
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100