27 Ağustos 2001 Pazartesi 00:00
563 Okunma
Suyun Altında Hayata Başlayan Yusufçuk Böceği
Yaratılış Hakikatleri

Harun YAHYA


Metamorfoz bir canlının şekil, yapı ve fizyolojisindeki belirgin değişikliktir. Larva dönemindeki canlı, kendi ördüğü kozanın içinden dış görünüş ve fizyoloji olarak tamamen farklı bir canlı olarak çıkar. Bu canlı kimi zaman kelebeğe dönüşen bir tırtıldır, kimi zaman da yusufçuk haline gelen larvadır.

Metamorfoz geçiren hayvanların en ilginçlerinden birisi yusufçuktur. Yusufçuk yumurtalarını bir göl veya su havuzuna bırakır. Yumurtadan çıkan larva ilk 3?4 yılını suyun içinde geçirir. Bu dönemde yusufçuk larvası ince bir deri ile kaplıdır. Larva büyüdükçe vücudunu saran deri dar gelir ve bu yüzden tam dört defa kendine dar gelen bu kıyafetini değiştirir. Beşinci değişim zamanı geldiğinde larva sudan çıkarak bir dala veya yosunla kaplı bir kayaya tırmanmaya başlar. Ayaklarının ucundaki kancalar sayesinde kaygan zeminde tırmanmayı başarır. Bu sırada kayıp düşmek, larva için ölüm demektir.

Bu son değişim, diğerlerinden farklıdır. Bu değişimde ~|~Allah, muhteşem bir yaratışla, su içinde larva halinde yaşayan bir canlıyı, tasarım harikası uçucu bir böcek haline getirecektir.

Metamorfoz esnasında ilk olarak larvanın sırtı çatlar. Çatlak baştan sona doğru genişleyerek bir yarık halini alır. Bu yarığın içinden, sudaki canlı ile hiçbir ilgisi olmayan bir başka canlı çıkmak için çabalamaktadır. Son derece narin görünen bedenini, eski bedeninden çıkan ve onu emniyet kemeri gibi saran bağlar tutmaktadır. Bu bağlar ideal bir sağlamlık ve esneklikte yaratılmıştır. Eğer bağlar daha sert ve sağlam olsaydı, böceğin yarığın içinden doğrulması imkansız olacaktı. Eğer bağlar daha zayıf olsaydı yeni vücudu taşıyamayarak kopacaktı. Bu da henüz gelişmemiş olan larvanın suya düşüp ölmesine neden olacaktı.

Bu sırada yusufçuğun kabuk değiştirme işlemini kolaylaştıracak diğer özel mekanizmalar da devreye girer. İşlemeye başlayan kimyasal çözücüler, yeni bacaklara hiçbir zarar vermeden, eski bacaklarla olan bağı koparır. Bacaklardan bir tanesi bile eski zırhın içine sıkışırsa bu bir felaket olacaktır, ama işlem kusursuzca gerçekleşir. Kanatlar ise larva halindeyken gelişmiştir, fakat katlanmış bir durumdadır. Güçlü vücut kasılmaları ile kanat damarlarına vücut sıvısı pompalanarak buradaki dokuların iyice gerginleşmesi sağlanır. Kanatlar uzayıp gerildikten bir süre sonra kanatlar kurur. Artık böcek uçmak için tasarlanmış formunu kazanmıştır. Bu kanatlı güzelliğin, sudan çıkan tırtılımsı canlıyla aynı hayvan olduğuna inanmak mümkün değildir. Metamorfoz tamamlanmış, böcek uçmaya hazır hale gelmiştir.

Bu mucizevi dönüşümün nasıl ortaya çıktığını düşündüğümüzde Allah'ın üstün aklını, kudretini, yaratma sanatını bir defa daha idrak ederiz. Aynı zamanda evrim iddiasının akıl dışılığı ile de bir kez daha yüz yüze geliriz. Evrim teorisi, canlıların sadece tesadüfi değişikliklerin sonucunda ortaya çıktıklarını iddia eder. Oysa yusufçuğun yaşadığı metamorfoz, tek bir aşamasında bile en ufak bir hataya izin verilmeyen, son derece hassas bir işlemdir. Bu aşamaların herhangi bir noktasında çıkacak bir pürüz, metamorfozun tamamlanmamasına neden olacak ve dolayısıyla yusufçuğun sakat kalmasıyla ya da ölmesiyle sonuçlanacaktır. Kısacası, yusufçuğun metamorfozu, Allah'ın canlıları ne denli kusursuz bir yaratılışla var ettiğini gösteren sayısız delilden biridir. Allah bir tek böcekte bile muhteşem yaratma sanatını göstermektedir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100