Bu haber kez okundu.

Takvim Yaprağından
İslam dini kendi müntesiplerini iki vadide kemale doğru yetiştirerek götürür ki, insan da bu iki vadide mütalaa edilir: Birincisi, lisanını Allah'ın zikri ile meşgul etmek ve her nefeste onu Rabbine kavuşma lezzetine hazırlamak. İkincisi; her an Cenab-ı Hakk'ın murakabesinde, gözetiminde olduğu düşüncesine ulaştırmak.

İşte Allah korkusu; İslam'ın götürmek istediği hedeflere, kemale erememek, küçük bir açı ile başka vadilere yönelme ve Allah'ın rahmetinden mahrum olma korkusudur. Bu sapma, bu açı, umera zümresinde daha çok olacağı, nefis ve şeytanın bu sınıfı daha çok etkisi altına alacağı korkusuyla birçok müslüman idareciler, hergün kendilerine, "Büyüklenme sultanım, senden büyük Allah var" diye seslenen, çağıran insanlar, uyarıcılar tutarlardı. Çünkü Allah korkusu hikmetin başı, faziletin anahtarıdır. Faydalı olmanın yolu, zararlı olmamanın tek bekçisidir. Korkmanın marifet kapısı ise, sevgi ve üstün saygıdır. Allah'ı en çok seven Allah Resulü (sav) ve O'ndan en çok korkan yine O id~|~i.

ALLAH'TAN KORK YA ÖMER

Tabiinin büyüklerinden Hasan-ı Basri anlatıyor:

- "Mü'minlerin emiri Hattaboğlu Ömer (ra) ile bir adam arasında münakaşa çıktı. Münakaşa esnasında adam Ömer'e;

- Allah'tan kork, dedi. Orada hazır bulunanlardan biri adama;

- Edebini muhafaza et. Emire'l-Mü'minine nasıl Allah'tan kork dersin!, dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra);

- Bırak onu, bana Allah'tan kork desin. Ne doğru ne güzel söz. Siz de öyle demezseniz, sizde hayır yoktur. Ben de onu kabul etmezsem bende hayır yoktur, diyerek ikazda bulundu."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100