23 Şubat 2006 Perşembe 00:00
313 Okunma
Tevbe kapısından ayrılmamak
Resulullah Efendimiz (sav): "Günahlarınız göğe ulaşacak kadar çok olsa dahi, tevbe ederseniz, Allah (cc) günahlarınızı kabul eder" buyuruyor ~|~

İnsanın nefsanî cephesinde en çok karşılaştğı olgulardan biri de günahtır. Günah, mü'minin Rabb'iyle olan bağlarındaki gevşeklik iken; küfür bu bağların kopmasıdır. Şüphesiz insan, günah işlemekle çıkışı olmayan bir yola girmez. Zira, "tevbe" en büyük kurtuluş ve çıkış kapısıdır.

Tevbe ve istiğfara yanaşmamak, kişinin, Allah'ın rahmetinden kendine açılan kapıları kapatmasıdır; ferdin dünya ve ahiret hayatını altüst edecek derecede korkunç bir tehlikenin habercisidir. Efendimiz (sav), "Günahlarınız göğe ulaşacak kadar çok olsa dahi, tevbe ederseniz, Allah (cc) günahlarınızı kabul eder" buyurur (İbn Mace: K. Zühd, B:30). Bir hadisi kutsi'de de Resulullah'ın ağzından Cenab?ı Hak, "Ey kullarım, benim koruduğum kimseler müstesna, hepiniz günah işlersiniz. (Bu sebeple) mağfiret dileyiniz ki, bağışlayayım"  diyerek af çağrısında bulunur (Tirmizi: K. Kıyamet, B: 48). Tevbe, kurtuluşun ilk adımı ve anahtarıdır. Bu kapı; Hakk'ın kapısıdır. Tevbe, pişmanlıktır; pişmanlığın özü ise, Hakk'ın değerini bilmek ve O'nu üstün tutmaktır. Ve tevbe, günahlardan, çirkin işlere meyletmekten uzak kalmak, bir daha dönmemek üzere kötülüklerden uzak kalmaktır. Mü'min, günahlarında ısrar etmediği gibi, Allah'tan da ümidi kesmez; "Ey, nefislerine karşı aşırı giden kullarım. Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Allah (şirk hariç) bütün günahları bağışlar" (Zümer/53) ilahî hitabıyla hayat bulur. Bütün bunlar mü'mini tevbe kapısına taşımak içindir.

Tevbe, bir bakıma kabahati nefiste aramaktır. Dolaysıyla tevbesinde samimi olan kimse, nefsinin terbiye ve tezkiye edilmesini, ruhunun yüceltilmesini gerekli görür. Birçok ayeti kerime meselenin ehemniyetini ortaya koymaktadır:
"Ey mü'minler, hepiniz Allah'e tevbe ediniz. Tâ ki, korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız" (Nur/31).

"Ey mü'minler, nasûh tevbe ile Allah'a tevbe ediniz" (Tahrim/8).
Cabir bin Abdullah (ra) der ki: "Resulullah (sav) bir Cuma günü bize dönüp, 'Ey insanlar, vakit geçirmeden Allahü Teala'ya tevbe ediniz. O'na dönünüz. Fırsat elde iken salih ameller yapınız.  Allahü Teala ile aranızda olan hakları yerine getiriniz ki, saadete eresiniz. Çok sadaka veriniz ki, rızıklı olasınız. Maruf ile emrediniz ki, korunasınız. Münkeri yasaklayınız ki, yardım olunasınız' buyurdu".

Güzel ahlakın kazanılmasında teşvik edici güç, tevbedir. Zira tevbe. kulu hem temizler hem de mütevazı kılar. Bütün güzel huyların kazanılmasında ilk adım tevbedir. Bu sebeple kul, tevbeye sarılmalı, bütün hayırların bunda toplandığını bilmelidir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100