23 Ağustos 2014 Cumartesi 00:02
331 Okunma
Tövbe herkese vaciptir
Kendisini görmezler... Aralarında:
-“Biz, kendi gücümüze göre, elle tutmak suretiyle onun ne olduğunu mutlaka bilmemiz gerek...” derler.
Netice, aralarından seçilen bir heyet o filin yanına gider, elleriyle nasıl olduğunu öğrenmeye çalışır...
Gittikten sonra her biri filin bir yerine dokunur... Kimi ayağına, kimi dişine, kimi kulağına... Böylece ne olduğunu anladık der, haber bekleyen arkadaşlarının yanına varırlar... Anlatmaya başladıkları zaman, her biri bir türlü anlatmaya koyulur...
Filin ayağına dokunan, o bir direk gibi... Şu fark var ki, bu biraz yumuşak... Dişine dokunan, buna cevab olarak anlatmaya başlar:
-Yanlış, Öyle değil... O sert bir cisim... Tırmalayıcı bir hali yok,  kaygan...   Onda direğe benzer bir hal de yok... Aşağı doğru sarkık bir haldedir.
Kulağına yapışan daha başka türlü anlatır:
-O dediğiniz gibi değil, bir yaygıya benziyor.
Şu anda, onların hepsi doğrudur. Ancak anlayabildikleri kadarını haber vermektedirler, daha öteye geçememişlerdir. Şu var ki fili, anladıkları kadar sanmış, işin hepsini bildik zannetmişler, dolayısıyla yanılmışlardır...
Bu misâlden ibret al. İnsanların pek çoğu bu şekilde ihtilâfa düşmektedir.
Konumuza gelelim.
Biz daha önce üç şeyin bir araya gelmesi ile tövbenin gerekli olduğunu anlattık... Yani; ilim, hal, fiil... Şimdi de, tövbe etmenin bir hata sonunda derhal lâzım geldiğini anlatacağız. Çünkü devamlı olarak, hatalardan sıyrılıp Çıkmak her kula vaciptir. Keza, Allahü Teâlâ’ya yalvarmak,  devamlı surette vaciptir.
Tövbe herkese vaciptir. Bunu, şu âyet-i kerîme bize izah eder: “Hep birden tövbe ediniz ve Allah’a dönünüz.” (Nur, 31).
Bu âyet-i kerîme sana kesin anlatıyor ki, tövbe, bütün insanlara vaciptir. Sebebine gelince: Günah isabeti, almayan tek insan yoktur. Herkes bir türlü hata ve günah işler. Kimi hayalde, hatırda, kimi de dış duygularla işler.
Günahın ve hatanın en azı, Allahü Teâlâ’dan gafil olup, unutmaktır. Bundan da tövbe gerek... Bu hal, peygamberlerin ve hayatın dış yüzüyle yetinmeyen, öbür yüzündeki perdeyi de aralayan siddîkun -doğrular- zümresinin halidir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121