Bu haber kez okundu.

Ümitle korku arasında olan kurtulur
İmam Ca’fer (a.s.) buyurmuştur ki: “İstişarenin, riayet edilmesi gereken bir takım sınırları vardır. Kim sınırlarını tanımazsa zararı, istişare edenin yararından daha çok olur. 
1- Kendisiyle istişare edilen kimse akıllı olmalıdır. 
2- Dindar ve hür olmalıdır. 
3- Gerçek bir dost olmalıdır. 
4- İstişare ettiğin kimsenin iyice anlayabilmesi için konuyu tüm açıklığıyla söylemelisin.
Akıllı olursa onunla istişare etmekten yararlanırsın. Dindar ve hür olursa sana nasihat etmede, yol göstermede gayret sarfeder. Gerçek dost olursa kendisine açtığın sırrı saklar. Konuyu tam açıp söylediğinde de onun konu hakkındaki bilgisi senin bilgin kadar olur. İstişare ve nasihat de tam ve kâmil olur.” (Biharu’l Envar, c. 61, s. 253).
“Kendisi okumaksızın Allah’ın Kitabı’ndan bir harfin (ayetin) okunmasını dinleyen kimse için Allah bir hasene (sevap) yazar, bir günahını siler ve onu bir derece yükseltir.” (Uddetu’t-Daî, s. 260).
Hz. İmam Sâdık (a.s.) şöyle buyuruyor: “Kim yaptığı az amelde bile sadece Allah’ın rızasını kazanmayı niyet ederse, Allah o ameli aşikâr kılarak güzellikler ihsan eder. Kim de çok amel işler, bedenini zorlar ve gecelerini uykusuz geçirir ama niyeti insanların övgü ve beğenisini kazanmak olursa, Allah (c.c.) onun bu amelini insanların yanında küçültür.” (Usul-i Kâfi, c. 2, hadis: 13).
Hz. İmam Sâdık’tan (a.s.) şöyle nakledilmiştir: “Mü’min daima iki korku arasındadır. Birisi, işlediği günah hakkında Allah’ın kendisine nasıl muamele edeceğini bilmemesinden dolayı, diğeri ise, ömrünün sonlarına doğru yapacağı amellerin kendisini felaketlere sürükleyip sürüklemeyeceğini bilmemesinden dolayı duyduğu korkudur. Mü’min korku içinde sabahlar. İşte bu korku onu kurtuluşa götürecektir.” (Usul-i Kâfi c. 2, s. 57; Tuhefu’l Ukul, s. 377).
İmam Ca’fer şöyle buyurur: “Mü’minde korku ve ümit son haddinde olmalıdır. Lokman hekim oğluna vasiyet ederken şöyle buyurdu: Cinlerin ve insanların ibadetine de sahip olsan seni azap edecekmişçesine Allah’tan kork. Cinlerin ve insanların günahına sahip olsan da Allah’ın huzuruna çıktığında seni bağışlayıp merhamet edeceğine ümitli ol.” (Usul-i Kâfi, c. 2, s. 55).
İmam buyurdu ki: “Ey Cündeb oğlu! Ameline güvenen helak olur. Allah’ın rahmetine güvenerek günahlara cür’et eden kurtulamaz.” 
“Öyleyse kim kurtulur?” diye sorduk. 
Şöyle dedi: “Ümitle korku arasında olan kimseler kurtulur, bunların kalpleri mükâfatın hevesinden ve azabın korkusundan sanki bir kuşun pençesine asılmış gibidir.” (Tuhefu’l Ukul, s. 621).
İmam’a, “Bazıları günah işleyip biz Allah’ın rahmetine ümitliyiz derler. Ölene kadar da işleri budur” dediler.
Şöyle buyurdu: “Bunlar arzularla avunan kimselerdir. Yalan söylüyorlar. Ümitleri yoktur. Çünkü bir şeye ümit eden onu talep eder, bir şeyden korkan da ondan kaçar.” (Usul-i Kâfi, c. 2, s. 148).
Hasan b. Ebu Sare der ki:
“Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık Aleyhisselam)’ın şöyle dediğini işittim:
“Mü’min, ancak korktukça ve ümitvar oldukça mü’min olabilir. Korktuğu ve ümit ettiği şeyler için amel etmedikçe korkan ve ümitvar olan biri sayılmaz.” (Usul-i Kâfi, c. 2, s. 148).
İbn-i Ebu Umeyr, bazı ashabından Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık Aleyhisselam)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
“Babam şöyle derdi: Hiçbir mü’min kul yoktur ki; kalbinde şu iki nur olmasın; korku nuru ve ümit nuru. Bunlar ölçülse ne bu diğerinden fazla gelir, ne de bu diğerinden fazla gelir.” (Usul-i Kâfi, c. 2, s. 149).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100