09 Kasım 2013 Cumartesi 00:02
1130 Okunma
Yakîn ile hakikat anlaşılır
İmam Gazali hazretleri şöyle buyurdu:
“Basiret, mukaşefe, müşahade ve muayene; bunlar, aynı mânâya gelen farklı lafızlardır. Onların asılları birdir, ancak tam olarak açıklamaya kalkarsak aralarında bazı farkların olduğunu görürüz.
Basîretin akıldaki yeri, göz için görmeyi sağlayan gözün nuru durumundadır. Basîret için marifet de, gözün nuru için güneşin ışığı gibidir. Basîreti aydınlatan marifet ışığı ile, gizli ve açık şeyler bilinir.
Kalbin hayatına gelince o, gerçek tevhide ulaşmaktır. Bu konuda Allah-u Teâlâ buyurmuştur ki:
“Olu iken (tevhidle kalbini) dirilttiğimiz kimse gibi midir?” (En’âm, 6/122).
Bil ki, doğru itikad ve ilim kalbi sarınca, orada kendilerine ters ve karşı bir şey yoksa, kalpte marifet meydana getirirler. Bu marifete yakîn denir. Çünkü yakînin hakikati, çalışarak elde edilen ilmin safi (temiz) halidir. Bu ilim öyle bir dereceye ulaşır ki, aksi düşünülmeyen zaruri ilim gibi olur. Bu ilmi elde eden kalp, dinin, dünya ve âhiretle ilgili haber verdiği her şeyin iç yüzünü müşahede eder, hakikatini anlar.
Firâset; yüce Allah’tan gelen bir alâmetle, işin iç yüzünü bilmektir. Bu alâmet, yüce Allah ile kul arasında olur; kul onunla işin iç yüzüne vâkıf olur; sırları çözer. Firâset, ancak yüce Allah’a yakınlık elde ettikten sonra olur; o ilhamdan ayrı bir şeydir. İlham, bir alâmete muhtaç değildir, firâset ise muhtaçtır. Firâset, umumi ve hususi olmak üzere iki kısımdır. Yüce Allah en iyisini bilir.
İlham; herhangi bir sebep ve çalışma olmadan kalpte bu marifetin oluşmasıdır. İlham, kalp manevî kirlerden temizlendikten sonra yüce Allah tarafından kalbe verilen bir ilimdir. Bu ilim, dünyanın ve âhiretin güzellikleriyle ilgilidir.”
Kalp kelimesi genel olarak iki mânâda kullanılır.
Birincisi, kalp, göğsün sol tarafında bulunan çam kozalağı şeklindeki et parçasının adıdır. İç kısmında boşluk vardır; bu boşluğun içinde siyah kan bulunmaktadır. Bu kalp, hayvanî ruhun menbaı ve madenidir.
İkincisi, kalp, latif/gözle görülmeyen, rûhânî/gayb âleminin özelliklerini taşıyan, Rabbânî/yüce Allah’ın özel olarak yarattığı bir latifedir/manevî cevherdir. Bu manevî kalbin, et parçası olan kalp ile bir alakası, ilgisi ve bağlantısı vardır. Bu, arazların cisimlerle, sıfatların onları taşıyan varlıklarla ilgisine benzer.
Bu manevî latife, insanın hakikatidir; insan bir şeyi onunla idrak eder, bilir; onun sebebiyle ilâhî emirlerle muhatap olur, kendisinden bazı görevler istenir, sevaba ulaşır, azabı hak eder.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121