Bu haber kez okundu.

Yaratılış Hakikatleri
Harun YAHYA

Hafızanızdaki kokuları şöyle bir gözden geçirin. Taze ekmeğin, bahçedeki hanımellerinin, yeni biçilmiş çimenlerin, yağmurdan sonraki toprağın, yeni toplanmış çileğin, şeftalinin, maydanozun, kullandığınız sabunun kokusunu ve buna benzer daha pek çok kokuyu duyabilmenizi Allah'ın bir nimet olarak verdiği burnunuza borçlusunuz.

İnsan burnu duyduğu bir kokuyu 30 saniye içinde analiz edip, yaklaşık 3.000 değişik kokuyu da birbirinden ayırt edebilecek kadar müthiş bir kapasiteye sahiptir. "Dünyanın taklit edilemeyen en iyi klima sistemi" olarak nitelendirilen burun, elbette ki Allah'ın benzersiz yaratma sanatının bir eseridir. Burnun üst bölümünde çok sayıda sinir hücresi içeren ve kokuları algılamamızı sağlayan iki küçük alan bulunur. Bu alanlar koku duyumundan sorumludur. Koku ise havada molekül olarak dolaşır. Nefes alırken havadaki oksijenin yanı sıra bu moleküller de burna girer. Havayla taşınan "koku molekülleri" alıcılara ulaştığında burada bulunan hücreler uyar~|~ılır. Uyarılan hücre beyne bir elektrik sinyali gönderir. Beyin, koku molekülü ile değil, yalnızca kendisine ulaşan elektrik sinyali ile muhatap olur. Elektrik sinyali için beynin yaptığı yorumu da insan koku olarak algılar. Burun güzel kokulu çiçeklerin ya da iştah açıcı yemeklerin kokularını algılamamızı sağlamanın ötesinde de, çok önemli işlevleri olan bir organımızdır. Havadaki oksijeni vücudumuzun bütün hücrelerine taşıyan kan arasındaki temel bağlantı yollarından biridir. Burun hem koklama organı, hem de solunum yollarının başlangıcı olarak büyük önem taşır. Hava burundan içeri girdiğinde hemen analiz edilir. Havadaki moleküller ayrıştırılarak incelenir ve beyne iletilerek kokunun ne olduğu belirlenir.

Burnun içinde aerodinamik açıdan da kusursuz bir tasarım söz konusudur. Hava içeri girdiğinde doğrudan nefes borusuna gitmez. Burun, adeta bir klima gibi çok özel filtre sistemleriyle dışarıdan gelen kirli, sıcak, soğuk ya da nemli havayı akciğerler için hazır hale getirir. Burundaki özel kıvrımlı yapı sayesinde hava burada bir tur dönüş yapar. Böylece burun çeperinde bulunan tüycüklere ve damar ağına daha fazla temas etmiş olur. Bu kıvrımlı sistem sayesinde burun günde 15 m3 havayı süzer, temizler, nemlendirir ve ısıtır. Bu miktar yaklaşık olarak bir odanın içindeki havaya eşittir.

Eğer hava solunduğu haliyle akciğerlere ulaşmış olsaydı, çok ciddi hastalıklara maruz kalabilirdik. Havanın soğutucu, kurutucu etkisi, aynı zamanda bakterilerle yüklenmiş hali ciğerlerin alt bölümlerinde şiddetli enfeksiyonlara neden olurdu. Burada kirli hava denince akla sadece tozlu hava gelmemelidir. Havayla birlikte gelen tozun yanı sıra bakteri, polenler gibi yaklaşık 20 milyar yabancı maddenin vücuda girmesi, burundaki özel sistem sayesinde engellenmiş olur. Bir bakterinin ya da zararlı bir cismin akciğer gibi hassas bir organa geçmesi, insanın sağlığını olumsuz etkiler. İnsanı en güzel surette yaratan Allah, bizlere yaratmasındaki kusursuzluğu, muhteşem sanatını hayatımızın her anında göstermektedir. Bilim ilerledikçe bu kusursuzluk daha da iyi anlaşılmakta, Allah'ın büyüklüğü daha da iyi kavranmaktadır.

Kuran'da Allah şöyle buyurmuştur:

"O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O' nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O' nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." (Haşr Suresi, 24)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100