Bu haber kez okundu.

‘Yarın ümmet size lânet okuyacaktır’
Dinden çıkanların kuvvetleri, Basra ve başka yerlerden gelenlerle birlikte Nehrevan yakınlarında toplandı. İmam Ali (a.s) onları bu düşüncelerinden, isyanlarından ve savaşma gayretlerinden vazgeçirmek için birçok girişimde bulundu. Onlardan bozgunculuktan, cahillikten ve ısrardan başka bir karşılık göremedi. Bunun üzerine İmam (a.s) ordusunu savaşa hazırladı ve her savaşta olduğu gibi onlara İslâm ahlâkına göre hareket etmeleri tavsiyesinde bulundu, bu tür koşullarda nasıl davranmaları gerektiğini anlattı. İmam (a.s) Haricîlerin bulunduğu bölgeye gelince, onlara bir elçi göndererek Abdullah b. Habbab’ın ve elçisi Haris b. Mürre’nin katillerini teslim etmelerini istedi. Hep bir ağızdan, “Hepimiz onları öldürdük ve hepimiz sizin de, onların da kanlarını dökmeyi helâl sayıyoruz” diye karşılık verdiler.
İmam (a.s), Kays b. Sa’d’ı ve Ebu Eyyub el-Ensarî’yi Haricîlere öğüt vermeleri için gönderdi. Olayların iç yüzünü onlara anlatsınlar ve ümmetin kanının daha fazla dökülmesine engel olsunlar diye. Ardından İmam’ın (a.s) kendisi onların yanına gitti ve şöyle dedi: “Ey şüphe ve inadın isyana sürüklediği, heva ve hevesin haktan alıkoyduğu, kıt beyinliliğin bir girdaba sürüklediği ve büyük bir olaya sebep olduğu topluluk! Sizi uyarıyorum. Bu vadide yere yıkılacak canlardan dolayı yarın ümmet size lânet okuyacaktır, Rabbinizden açık bir belge ve somut bir kanıt olmaksızın şu vadinin derinliklerinde kan dökülmesine sebep olduğunuz için.”
Sonra onlara Hakem Olayını istemediğini, karşı çıktığını söyledi. Neden karşı çıktığını da açık bir şekilde anlattı. Fakat onların kendisini Hakem Olayını kabul etmeye zorladıklarını, ayrıca hakemlerin de Kur’ân ve sünnete göre hüküm vermediklerini hatırlattı. Şimdi de bir kez daha Muaviye ile karşılaşmak için asker hazırladığını söyledi. Dolayısıyla, okun yaydan çıkması gibi dinden çıkanların isyan etmelerinin de artık bir sebebi kalmamıştı. Ama dinden çıkanlar, İmam’ın sözlerini dikkate almadıkları gibi, kendisini tekfir etmesini, sonra tevbe ettiğini ilân etmesini istediler. Bunun üzerine İmam (a.s) onlara şöyle dedi: “Siz bir kasırgaya tutulmuşsunuz ki, sizde haktan yana bir şey kalmamış. Resûlullah’a (s.a.a) iman ettikten, O’nunla beraber hicret ettikten ve Allah yolunda cihad ettikten sonra, küfrüme mi tanıklık edeceğim? O zaman gerçekten sapmış olurum ve hidayete erenlerden olmam!” Ardından oradan ayrıldı. Haricîler de harekete geçerek savaş düzenini aldılar. İmam (a.s) ordusunu onlara karşı savaşa hazırladı. Son bir girişim olarak İmam (a.s), Ebu Eyub el-Ensarî’ye bayrak kaldırmasını ve bu bayrağın altına giren Haricîlere eman verileceğini ilân etmesini ve onlara şöyle demesini emretti: “Bu bayrağın altına giren güvende olacak. Kûfe ve Medain’e gidenler güvende olacaktır. Bizim sizinle bir sorunumuz yoktur. Biz kardeşlerimizin katillerini istiyoruz.”
Bunun üzerine Haricîlerden çok sayıda kişi savaş meydanından çekildi. İmam (a.s) ashabına şöyle dedi: “Onlar savaş başlatmadıkça siz onlardan uzak durun.”
Haricîler, “Hüküm ancak Allah’ındır” diye bağırarak saldırıya geçtiler. “Cennete” diye bağırıyorlardı. Bir saat içinde büyük çoğunluğu kılıçtan geçirildi. Onlardan kurtulanların sayısı on kişiden daha azdı. İmam’ın (a.s) ordusu da on kişiden daha az kayıp vermişti. (Nehc’ül-Belâğa, Hutbe: 59; Murucu’z Zeheb, 2/358 el-Bidaye ve’n-Nihaye, 7/319).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100