23 Şubat 2004 Pazartesi 00:00
151 Okunma
Yırt beden kalıbını birliğe ulaş
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kaleminden Hz. Mevlana

İnsan

İnsan, âlem gibi, Allah'ın zat, sıfat ve isimlerinin tecellisinden vücut bulmuş bir varlıktır. Onda ezelî ve ebedî olan zat tecellisi ile fena bulacak, yok olacak tecelliler vardır.Yani insan bir yönü ile mahluk alemine, diğer yönü ile de Vacibu'l?Vücud'a açılan iki yönlü bir varlıktır.

İnsan, Allah'ın zât, sıfat ve isimlerinin tecellilerinden vücut bulmuş ekmel bir varlıktır. Kainatta her ne varsa bunların tamamı onda mânâ olarak mevcuttur. Onun vücut anatomisi yani biyolojik varlığı, bitki ve hayvanları oluşturan maddelerden mürekkeptir. Bunların esası da topraktır. İnsan vücudu, kalbini örten bir örtü mesabesinde olan kıymetli bir unsurdur. O mekanda Allah'a ait sırlar ve muhabbet vardır. Ruh, merkez olarak kalpten bütün vücuda tasarruf eder. Onun tasarrufunun devamına hayat, kesilmesine ölüm denilir. Yani ruhun bedenle beraber oluşu, canı, hayatı, ayrı oluşu, ölümü haber verir. O halde onun iki yönü vardır. Biri maddes~|~i, yani vücut anatomisi, diğeri mânâsı, yani ruh cevheridir. Ruhun mahiyetini akıl idrak edememekle beraber Allah'tan bir nefha olduğu âyetle sabittir. Ve de insan ruh vesilesiyle Allah'ın yeryüzündeki halifesidir. Halife aslın aynı değildir. Yalnız asılda olan bazı özellikler halifede vardır. Olmasa halife olamaz. Asıl ile halifenin müştereklikleri vardır.

Nedir bu müştereklikler:

Hz. Adem'in yaradılışı ile ilgili ayette: "Ona ruhumdan üflediğim zaman" buyurulmaktadır. İnsanın zaman ve mekanla kayıtlı olduğu yönü, maddesi, zaman ve mekan kayıtlarının ötesinde mevcut yönü ise, ruhu, öz cevheridir. O halde, insanın Hak ile müşterekliği mânâ ciheti iledir. "Allah'tan geldik, Allah'a gideceğiz, dediler."

Cenab?ı Hakk'ın "O'na ruhumdan üflediğim..." dediği insan, bu mânâ ve nükteden dolayı mahlûkatın en şereflisi olmuştur. Allah mahlûkat içinde insanı kendisi için seçmiştir. Bütün varlıklar insanın hizmetine müsahhar kılınmış, insan ise Allah için var olmuştur. O ilâhî nefha ki, Hak'tan bir sırdır. İnsanı izzetli ve şerefli kılan da budur. İnsan bu cevheri ile beraber devamlı Hakk'a yönelmek ister. Zira O'ndan gelmiştir. Dolayısıyla tekrar O'na yani aslî vatanına rücû edecektir. "Biz Allah'tanız, tekrar O'na döneceğiz." mealindeki ayet?i kerime, bu büyük hakikatı anlatmaktadır.

Bu âlemde (dünyada) beden kalıbı ve madde, Hakk'ı görmeye ve O'na vasıl olmaya engeldir. Ruh ise Hakk'ı arama ve O'na yönelme hususunda mukaddes bir hasret yaşamaktadır. Bu hasret ve bu koşuş bütün insanlar için ömür boyu süren bir arayışa vesile olmuştur.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100