Bu haber kez okundu.

Zihinler O’nu asla kavrayamaz
Hişam b. Hakem Ebu Abdullah (Ca’fer Sâdık aleyhisselâm)’ın yanına gelen zındıkla ilgili hadisin kapsamında İmam’ın şöyle konuştuğunu rivayet eder:
“Senin sözlerinden onların iki tane olduklarını düşündüğüne ilişkin bir anlam seziliyor. Sanıyorsun ki, onlar ya güçlü ve kadimdirler yahut zayıftırlar ya da biri güçlü biri de zayıftır.
Şayet güçlü iseler niçin biri diğerini bertaraf etmiyor ve tek başına egemenliğini kurmuyor? Şayet birinin güçlü diğerinin de zayıf olduğunu ileri sürüyorsan bu, O’nun bizim de söylediğimiz gibi bir olduğunu kanıtlar. Çünkü ikincisinin acizliği açıktır.
Eğer desen ki: ‘Onlar ikidirler.’ O zaman bunların her açıdan ittifak etmeleri veya her açıdan ayrılmaları zorunlu olur. Buna karşılık biz varlıkların belli bir düzen içinde olduklarını, gök cisimlerinin belli bir yörüngede akıp gittiklerini ve bütün varlıklara bir tek planlamanın egemen olduğunu, gözlemlediğimiz geceyi, gündüzü, güneşi ve ay’ı belli bir sistem dâhilinde gerçekleşen fenomenler olduklarını gördüğümüz için bunun emrin ve planlamanın sahihliğinin kanıtı olarak algıladık. Emir ve planlamanın uyumunu anladık. Buradan hareketle planlayıcının, idarecinin bir tek olduğunu kavradık.
Kaldı ki, onların iki tane olduklarını iddia etmen durumunda aralarında bir açıklığın bulunduğunu da söylemen gerekir. Yoksa iki tane olamazlar. Bu durumda aralarındaki açıklık da onlarla birlikte kadim bir üçüncü olarak belirginleşir ve zorunlu olarak ilâhların sayısının üç olduğunu kabul etmek durumunda kalırsın. Üç tane olduklarını iddia ettiğin zaman da tıpkı iki iken söylediğin gibi aralarında bir açıklık olduğunu söylemen gerekir, böylece kadîm ilâhların sayısı senin açından beşe çıkar. Sonra bu sayı sonsuza kadar uzanır gider.”
Hişam der ki: “Zındık bu noktada ancak şu soruyu sorabildi: Yaptığın açıklamalardan O’nun bir tek ilâh olduğu anlaşılıyor. O halde O’nun varlığının kanıtı nedir?”
Ebu Abdullah dedi ki: “Fiillerin varlığı, kendilerini gerçekleştiren failin varlığına delalet eder. Sağlam ve muhkem bina edilmiş bir yapıya baktığın zaman yapanı görmemiş, bizzat tanık olmamış olsan bile bunu bir ustanın yaptığını bilmez misin?” Dedi ki: “Peki, nedir O?” Buyurdu ki: Her şeyden farklı bir şeydir. Sen benim bu sözümü, anlamın isbatı şeklinde algıla. O, şeyliğin gerçek anlamıyla bir şeydir; ancak cisim ve suret değildir. Gözle görülmez, elle tutulmaz, beş duyu organıyla algılanmaz. Zihinler O’nu kavrayamaz, zamanın geçmesiyle yıpranıp eksilmez, akıp giden zamanlar O’nu değiştirmez.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100