Türkiye’nin işi çok zor…
Sadece bir yıl içinde gerekli dış kaynak 241 milyar dolar. Sadece dış borç 480 milyar dolar oldu. Doların günlük kuruş cinsinden yükselişinin Türkiye’ye maliyeti günlük 100 milyar. Yani işler, öyle böyle değil, çok zor.
Denize düşen iktidar, İngiltere’ye sarıldı. Türkiye, Osmanlı’nın son dönemlerine benziyor. Ülkenin ne kadar gelir getiren kaynakları var sattılar. Ekonomist, Selim Kotil kardeşimiz, 7 Haziran seçimleri öncesi “SATTILAR, SATTILAR” diye anonslar yapmıştı.
Seçim otobüsüyle İstanbul’un bütün sokaklarında “SATTILAR” anonsu yaptık. Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Türkiye’yi Batıracaklar” uyarılarını, hemen her yere ulaştırmaya çalıştık. Duymayan kulaklara, hoparlörden bağırsan da, duymuyor.
Halk bizi değil, satanları dinledi. 
7 Haziran seçimleri sonrası Baş Hoca, Bakırköy’de verdiği bir iftarda “Türkiye zifiri karanlığa girdi” demişti. Zamanı olanlar, 7 Haziran 2015’ten sonra Türkiye’nin başına gelenleri, şöyle bir gözünün önüne getirsinler.
“Son nefes için siyaset yapıyorum” diyen Baş Hoca dışında herkese, Allah bu ülkenin, geldiği noktadan dolayı hesabını soracaktır.  “Zerrenin hesabını soran Allah”, batırılan bir ülkenin hesabını sormaz sanıyorsak, Allah’ı da tanımıyoruz demektir.
 “Bu işi bilen benim” diyen bir insanı, dünya dinledi ama kendi halkı dinlemedi. Dünya onun ekonomik görüşleriyle şekillenirken, ona soran olmadı Türkiye’de. Türk ve Müslüman olduğu için mi acaba? Şehit torunu olduğu için mi?
Paşa gönlünüz bilir, sormayın!
Sorarsanız namertsiniz!
Gidin İngiltere’ye sorun, böyle eli boş dönün!
Kumar masasında Türkiye kazanacak, size de iş ve aş gelecek!
Çok beklersiniz!
Suyun gözünde oturup, susuzluktan kırılmak buna denir. “Erdoğan seçimi almak istemez” demiştim değil mi? “18 katrilyonluk toplantı” diye, İngiltere’de küresel tefecilerle toplantı yaptılar. Ama sonuç sıfır…
Toplantıya katılanların görüşlerini Finansal Times yayınladı dedikleri şu: “Türkiye’de umut yok! Erdoğan ‘faiz artırmam’ diyor. ‘Sıkı para politikası’ diyor.” 
Yani güven duymadılar. İyi ki duymadılar!.. Para verip Kıbrıs’ı isteselerdi, bunlar da “ecdat(Abdülhamit) 90 bin altına Kıbrıs’ı satmış, biz de satalım” diyebilirdi. Yine de bilmiyoruz durumu, KKTC başına bir “hal” gelirse, İngiltere’de verildi anlayın.
İyice sıyırdılar!
Küresel tefecilerle masaya oturuyor “faiz kötü bir şey” diyorlar. Bu kadarını bile akledemiyorlar, şaşırmış durumdalar. Faiz zaten kötü, ama daha kötü olan, o masaya oturmak. Kumar masasına oturup, kumar kötü demek gibi…
Adamlar toplantı sonrası “ Cumhurbaşkanı temel faiz teorisine inanmazken, bir ülkeye yatırım nasıl yaparsınız” dediler. İktidarın kafası çok karışık, bu işleri anlaması, kavraması çok zor… Ülkeyi faizle batırdıktan sonra, faize karşı olduğunu söylemek, bu iktidar için şaşırmadığımız bir çelişkidir.
Ancak bu işi dünyada bilen Haydar Hoca, ilahiyatçı olmasına rağmen “faiz haram” diye yola çıkmadı. Dünya onun tezine bu sebeple vuruldu. İlmi ve bilimsel olarak, para formülleriyle bunu ortaya koydu.
“Kaynaklar” dedi. 
“Tüketim kaynaktır” dedi.
“Senyoraj” dedi.
“Milli Para” dedi.
“Milli Paralarla Ticaret” dedi.
Dünya Baş Hoca’yı duydu, batıranlar duymadı. Bu halk duymadı.  İngiltere’ye gideceklerine, Haydar Baş’a gelmediler. Belki gurur ederler diye Baş Hoca modelini teklif etti bu beylere “beni çalarak olmaz bu iş, ben size vereyim uygulayın” dedi.
Bunlar, “İngiltere” dedi. “Kraliçe” dedi. İngiltere, batan bir ülkeye niye borç versin, soruyorum? Bu köşeyi okuyanlar bilirler. “Bu ülkede emekliler maaş alamayacak, insanlar ekmek kuyruğuna dahi girecekler” dedim, değil mi?
Yanılmam için Allah’a dua ediyorum.
Sayın Haydar Baş, “silahsız savaşır ama buğdaysız savaşamazsın” demişti. Ülkede buğday dahi ithal, bir ambargoda 80 milyon açlıktan ölür, neden anlamıyoruz.
Kıymetli okurlar!
Prof. Dr. Haydar Baş’ın BTP’si ile bir  “ittifak”  söz konusu olmadı, biliyorsunuz. Nedenleri bir kenarda dursun. Hikmetleri de bizde kalsın. Ancak şu kadarını söyleyeyim: Atatürk’ün kurduğu bu devleti ve cumhuriyeti, yeniden kurtarmak Atatürk’ün partisine nasip olmalı.
CHP bunu yapabilir.
Ülkeyi kurtarabilir.
Devleti fabrika ayarlarına döndürebilir. 
Seçmene kulak verip, saflarında Haydar Baş’a yer açmalı. Vatandaş bunu CHP’den bekliyor.
 “Atatürk” diyen bir insanı, “Hoş Geldin Atatürk” diyen Baş Hoca’yı, Atatürk’e düşman zihniyetlerin, bir ittifakta olmasını, hoş görmeleri asla söz konusu değildir. 
Haydar Baş, “Atatürk” diyor, onlar “Abdülhamit” diyor. Haydar Baş “Ehl-i Beyt” diyor, bunlar “Muaviye” diyor. Haydar Baş “Milli Ekonomi” diyor, bunlar “kapitalizm” diyor. Haydar Baş “devletleştirme” diyor, bunlar “özelleştirme” diyor. Haydar Baş “”kaynaklar” diyor, “madenler” diyor, bunlar “borçlanma” diyor.
CHP, bu milletin ilk partisi. Atatürk’ten dolayı hepimizin partisi sayılır, gerçek bir Millet İttifakı sağlayarak, ülkemizi  “dâhili ve harici bedhahlardan” kurtaralım. Türklerin tarih yazma zamanı geldi, geçti bile.
Bunu yapacak güçteyiz. Kaynaklarımızı devreye koyup, ülkemizi borç sarmalından kurtaralım. Bize borç verenler, bizim elimizdekileri istediler hep. Borç vermiyorlar, çünkü elimizden bir şey kalmadı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.