Prof. Dr. Haydar Baş, “İman insanı insan eden cevherdir” diyor.
Kabul etmek manasına gelen “iman” eden insan için, “Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar” buyurulur Bakara suresinin 3. ayetinde…
İnsan, görmediği, işitmediği, hissetmediği bir âlemin varlığına inanmakla mükelleftir.
Yani iman görülmeyen şeyedir. Eğer görerek, hesap ederek inanmış olsa idik bunun matematikten farkı kalmazdı.
Gayba inandıktan sonra, ayet-i kerimede namazdan bahsediliyor.
Yani amelden…
İnanç kişide amel haline geldiğinde mesela “Allah’a inandık” dediğimizde, Allah’ın varlığını kalben anlamaya, tanımaya başlarız.
Akıl yolu ile Allah’ın tanınmasına imkân yoktur. Allah, sünnetullah gereği kalp yolu ile tanınır. İbadetlerin neticesinde tecelliler ile O’nu tanıma imkânı buluruz.
Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de bir de kâfir tanımı yapıyor: “Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da, korkutmasan da onlar için birdir, iman etmezler” buyurur Bakara suresinin 6. ayetinde…
Demek ki, yaptığın işlerde Allah bunu görüyor ve “ben ahirette hesabını vereceğim” diyemezsen, bu dünyada boşa yaşarsın.
Bir insan düşünün; günaha girmekten, ateşe girmekten çekindiği gibi çekinsin ve bir başka insan düşünün boğazına kadar günaha girmişken hiç derdi olmasın.
İşte “hesaba çekilmeden önce hesaba çekiliniz” hadisi bu muhakemeyi insanın nefsi adına yapabilmesidir.
Siz bu Kur’anî iman ve kâfir ölçüsünü sadece ibadet boyutuyla sınırlayamazsınız. Hayatın her alanında, attığınız her adımda iman ve küfür ölçüsüne göre hareket etmeniz gerekir.
Bu çerçeveden bakıldığında sadece ameller bizi kurtarmaz.
“Kim bir mü’mini kasten öldürürse, onun cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa Suresi, 4/93).
Demek ki, haksız yere bir Müslümanın canına kıymak da ebedi cehennemlik olunacak bir günah…
Üstelik kişi bu günahtan, “ben kimseyi öldürmedim” diyerek de kurtulamıyor günün şartlarında.
Zira sizin elinizle verdiğiniz oy, yeri geliyor, silaha, topa, tüfeğe dönüşüyor.
O oy, sizin adınıza gidip Müslümanı öldürme yetkisi veriyor bazılarına.
Ya da “ben domuz eti yemiyorum isteyen yesin” diyerek kenara çekilmek, domuz eti satışının serbest bırakılmasına izin verenlerle aynı kefeye konulmaya engel olmaya yetmiyor.
Veya gerçek yüzü ortaya çıkan FETÖ’nün, geçmişte “3 hak din” demesine sessiz kalanlar, kelime–i şehadetten “Muhammedü’r-Resûlullah” kısmını çıkaranlara şefkat nazarı ile bakanlar, acaba günün şartları gereği bugün onları eleştirmekle iman imtihanını vermiş midir acaba? 
Öyleyse, imanın şartları dediğimiz amentü esaslarını kabul ettikten sonra da, bunun aksiyon halini hayata geçirmekle mükellefiz. Ve günümüz şartlarında bu kuyumcu hassasiyetinde dikkat edilmesi gereken bir hal almıştır.
     
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.