Fransa’da meydana gelen saldırının yankıları devam ediyor. Bilindiği gibi Fransa’nın başkenti Paris’te yayınlanan ve yaptığı Hz. Muhammed karikatürüyle büyük tepki çeken “Charlie Hebdo” dergisine saldırı düzenlendi. Saldırıda 2 polis 10 Fransız gazeteci hayatını kaybetti, 20 kişi yaralandı. 
Her zaman ifade ettiğimiz gibi İslam ve terör aynı çatı altında bir araya gelemez. Masum insanları katledenler İslam adına hareket ettiklerini iddia etseler dahi, asla Müslüman kabul edilemezler. Bu bakımdan bu fiilin hiçbir haklı yanı yoktur.
Bu temel tespitten sonra şu soruya cevap aramak gereklidir: “Bu işten kim kazançlı çıkacaktır?” Bu sorunun cevabı doğru olarak verilirse olayların asıl kaynağına inmek mümkün olabilir. Çünkü strateji uzmanlarına göre, toplumsal olaylar analiz edilirken bu sorunun cevabı öncelikle aranmalıdır
O halde soruyoruz: “Fransa’daki bu terör olayı kimin işine yarayacaktır?” “Kimin işine yaramayacaktır?” diye sorarsak Müslümanların işine yaramayacağı kesindir. Çünkü Avrupa’da zaten yükselişe geçmiş bir İslam düşmanlığı hareketi söz konusu… Bu saldırının “İslamofobi”yi daha da arttıracağı ve Avrupa’da yaşayan Müslümanların hayatını çok daha zorlaştıracağı muhakkak. O halde, Müslümanların hayrını isteyen hangi örgüt, hangi oluşum, parti veya şahıs böyle bir saldırıyı gerçekleştirir? Hem de böyle kritik bir zamanda… 2011 yılında yaşanan karikatür hadisesinin intikamının 2015 yılında bu şekilde alındığını iddia etmenin mantığa sığan bir tarafı yoktur.
Almanya’da Dresden başta olmak üzere, birçok kentte İslam karşıtı yürüyüşler düzenleyen “Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar/PEDİGA” adlı grubun Fransa’daki saldırıyı, “Biz İslamcılar konusunda 12 haftadır uyarıyorduk. Fransa’daki olay gösterdi ki, İslamcılar demokrasiden uzaklar, şiddeti ve öldürmeyi çözüm olarak görüyorlar” sözleriyle değerlendirmesi dikkat çekici.
11 Eylül’den sonra Avrupa’da İslam karşıtı aşırı sağcı partilerin yükselişe geçtiğini biliyoruz. 7 Avrupa ülkesinde aşırı sağcılar koalisyon hükümetlerinde yer alıyor veya iktidarları dışarıdan destekliyor. 11 Eylül saldırısı sonrasında kurulan bu partiler, Fransa, Avusturya, Danimarka, Macaristan, Hollanda, Belçika, Finlandiya, İtalya ve Baltık ülkelerinde siyasete yön veriyor.
11 Eylül saldırısından sonra dönemin ABD Başkanı Bush’un ifadesiyle bir Haçlı Seferi başlatılmıştı. Bu şekilde yüzbinlerce Müslüman katledildi. Bu saldırı için Avrupa’nın “daha küçük çaplı 11 Eylül’ü” dersek yanlış olmaz.
Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Marine Le Pen yüzde 19 oy almıştı. Fransa’da aşırı sağın söylemlerine sahip çıkarak 2007’de cumhurbaşkanı seçilen Sarkozy, Le Pen’in bugünkü başarısında büyük rol oynadı.
Hollanda’da ise İslam düşmanı Geert Wilders hükümeti düşürdü. Geert Wilders gibi politikacılar seçmenlere, “eğer geleneklerinizi korumak adına hareket ederseniz ırkçılık yapmış olmazsınız” mesajını veriyordu.
Bu son saldırıyı Avrupa’da yükselişe geçen sağ eksenli ırkçı siyaset anlayışından ayrı düşünmek mümkün değildir. Bu saldırı artan İslam düşmanlığını haklı göstermek ve meşru bir zemine oturtmak maksadına yönelik planlanmış bir eylemdir. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100