ABD’nin bölgemizdeki yegâne ve değişmez müttefikinin İsrail olduğu artık herkesin biliyor.
Amerika, Atlantik ötesindeki Büyük İsrail, İsrail ise İslam coğrafyasındaki Küçük Amerika’dır.
ABD’nin yeni Başkanı D. Trump’ın vaziyetini ve bizi yakından ilgilendiren bölgemizdeki stratejisini de bu perspektiften okumak gerekiyor.
Ulusal Güvenlik Danışmanı’nı bir ayda eskitip atmış bir Trump var.
Büyük Ortadoğu Projesi’nde Vietnam sendromu yaşayan bir Amerika var.
Suriye barışı bağlamında Rusya ve Türkiye önderliğinde bölge ülkeleriyle Astana’da yapılan görüşmeler gösteriyor ki, Suriye’de karizması çizilmiş bir Beyazsaray var.
Trump’ın, başkan oldu diye kendi kafasına göre adım atması elbette beklenemez. Nitekim bir-iki kararnamesinde kafası hukuk duvarına çarpıyor.
Kendi kıtasında içine kapalı, İslam ve Asya coğrafyasında ise müttefikleri ve taşeronlarıyla ortalığı mikserleyecek bir Trump görünüyor.
Trump’ın içini ürperten derin korkuları var.
Gelir gelmez, Meksika’ya duvar örüyor.
Yedi Müslüman ülkeye vize yasağı getiriyor.
Trump’ın iki yakasını, Evengelist ve Neo-con lobilerin yanısıra içinde bulunduğu ve İsrail’in kurucu ailesi olan Rothschild tutuyor.
Söz konusu lobiler, Trump’ı ikide bir İsrail adına silkeliyor.
Çeyrek asırdan beri savaşlarla karılan İslam coğrafyası bir-iki ay durulup nefes alıyordu ki, Trump’ın yakasını tutan derin İsrail lobisi ve İsrail devleti agresif adımlar atmaya başlıyor.
Trump, Büyükelçiliğini Telaviv’den Kudüs’e taşıyacağını açıklıyor.
Büyük İsrail oluşumuna ön açan Barzani’ye cila çekiyor, PKK/PYD-YPG’ye Amerikan üniformaları giydiriyor.
İsrail, işgal altındaki Kudüs’te yeni yerleşim yerleri açıyor.
Kudüs’te ezanın hoparlör ile okunmasına yasak getirme çalışması başlatıyor.
Bu demektir ki, yeni süreçte Amerika’yı elinde tutan derin İsrail lobisi ve Trump, konjonktüre göre değişen taşeronlar bir yana, bölgedeki yegane müttefiki olan İsrail maharetiyle agresif adımlar atacak.
Bu arada Trump, İsrail’de yaşayan hahamlar ve Yahudiler tarafından Kurtarıcı Mesih olarak anlatılıyor, yutturuluyor.
Papaz Tom Horn, geçen hafta bir Amerikan kanalında anlatıyor bunu.
Hatırlarsanız, oğul Bush için de benzer bir Mesih enformasyonu yapılmıştı.
Olan-bitenleri ele aldığımızda hem Trump’ın yakasını elinde tutan derin İsrail lobisi ve hem de İsrail yönetimi, önümüzdeki süreci ne pahasına olursa olsun Büyük İsrail oluşumu ve Arz-ı Mev’ud ideali ekseninde şekillendirmek istiyor.
Bu bağlamda Türkiye’nin, Trump ve derin İsrail lobisinin Arz-ı Mev’ud inancının Diyarbakır’ımıza kadar uzanan verimli Hilal bölgesini kapsadığını göz önüne alarak geleceğe vaziyet etmesi gerektiği açıktır.
Önümüzdeki süreçte bölgemiz ve ülkemizdeki ateşin, Büyük İsrail ekseninde agresif çıkışlarla alevleneceğini kestirmek zor olmasa gerektir. Yakın tehditlerden biri budur.
Komşularımızla olan barışçıl ilişkilerimizin yanısıra ABD ve İsrail politikalarımızı bu eksende dikkatle yürütmek şarttır.
Trump’ın kendisinin Mesih olduğuna inandırıldığında, ne delilikler yapabileceğini göz önüne almak lazım… Aynı Trump’ın Amerika’yı daha üç günde batırmaya başladığını da görmek gerekiyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aysema 2017-02-15 10:53:47

sağolun hep varolun teşekkürler