Her yağmur yağdığında İstanbul daha da bir çekilmez şehir oluyor. Biraz yağmur çiselese trafik sıkışıklığı alıyor başını gidiyor. Şehrin muhtelif yerlerinde oluşan su birikintileri, metrolarda ve benzeri yerlerde tavandan damlayan sular en küçük yağmurlarda dahi gördüğümüz manzaralar arasında…
Fakat yağmur biraz fazla yağınca mega şehrin makyajı akıyor ve gizlenmek istenen yüzü açığa çıkıveriyor. 
18 Temmuz 2017 Salı günü İstanbulluların yaşadığı da aynen böyle bir şeydi. Yağmur biraz fazla yağınca İstanbul’un makyajı aktı ve şehrin gizlenmek istenen çirkin yüzü açığa çıktı.
Tabi devreye hemen iktidarın kusurlarını örtmekle mahir olanlar girdi. Ne yapılmalıydı ki, ne söylenmeliydi ki dikkatler başka bir yöne çevrilmeliydi. Suçlu hemen bulundu, “Süper Hücre Afeti.” Yani serin hava sıcak deniz suyu ısısıyla birleşti ve yağış patlaması oldu…
Oh be! Suçlu bulundu…
E-5 karayolu, Kanal İstanbul’a döndü, Bayrampaşa metrosu tavana kadar sularla doldu. Metro duraklarında tavandan aşağı şakır şakır sular aktı. Avrasya Tüneli kapandı, araçlar mahsur kaldı. Metrobüslerin içine sular doldu. Caddeler adeta nehir oldu, vatandaş dükkanına yüzerek gitmeye çalıştı. Köprü altları, yollar kısacası birçok yer sularla doldu, İstanbullular mağdur oldu. Tek tesellimiz can kaybının olmaması. Fakat maddi kayıp büyük…
Bütün bunlar İstanbul’da yaşandı. Bir tane yetkili çıkıp da vatandaştan özür bile dilemedi. Bu durumun utancını yaşayan hiç kimseyi göremedik maalesef. Çünkü suç, şehri yönetenlerde değil “Süper Hücre Afeti” nde.
İstanbul’un altyapı borularının çoğu beton künklerden oluşmaktadır. Beton borular ise çatlama ve kırılmaya çok müsait borulardır. Akışkanlıkları zayıf olduğundan içerisinde çöplerin birikerek boruyu tıkama olasılığı yüksektir. Bitki ve ağaç köklerinin boruyu delerek yine tıkaması görülen durumlardandır. Deprem ve sarsıntılara karşı da oldukça dayanaksızdır, esneme payı yoktur.
İstanbul’un alt yapısı işte bu borularla baştanbaşa çevrili… Peki, Türkiye’de daha modern ve ihtiyaçlara cevap veren borular yok mu diye sorarsanız, elbette var. Bir kısmı da kullanılıyor fakat ağırlıklı olarak hâlâ beton borular tercih ediliyor. Çeşitli sebepleri olabilir; bu sebeplerden bazılarını biliyorum, bazılarını ise bilemiyorum. Eğer yetkililer bunun sebebini bize açıklarsa biz de seve seve okurlarımızla bunu paylaşırız. 
İstanbul’da yaşanan aşırı betonlaşma veya uzmanlarının açıklamalarıyla aydınlığa kavuşacak başka sebepler de yaşanan felaketin nedenleri olabilir! 
Neticede İstanbul’un hali ortada…
Hatırlarsınız, 9 Eylül 2009 tarihinde de İstanbul’da büyük bir felaket yaşamıştık. Aşırı yağışlar nedeniyle başta Ayamama olmak üzere dereler taşmıştı. 31 kişi yaşamını yitirmişti. 3 bin 401 bina zarar görmüştü. Yüzlerce araç sel sularına kapılmıştı ve 30 trilyonun üzerinde hasar oluşmuştu. O dönemde de aynı kadrolar iş başındaydı.
Kısaca demek isterim ki, kimse sorumluluğu üzerinden atmaya kalkmasın. İstanbul gibi mega bir şehirde yağmur yağınca hayat felç oluyorsa, bunun sorumlusu o şehri yönetenler ve onları verdikleri oylarla iş başına getirenlerdir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100