Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri işsizlik. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kasım ayı dönemine ilişkin işsizlik verilerine göre kasım döneminde işsizlik oranı yüzde 12.1 oldu. İşsiz sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre 590 bin kişi artarak 3 milyon 715 bin kişi oldu.
Yukarıdaki veriler kasım ayına ait. 15 Temmuz darbe girişimin ardından yaşadığımız ekonomik krizin göreceli olarak yansıdığı aralık, ocak, şubat aylarının verileri henüz açıklanmadı. Bu aylarda kuşkusuz işsizlik rakamlarının daha da yüksek çıkması bekleniyor.
Peki, ama neden?
İşsizlik rakamlarındaki üstelik resmi açıklamalarda bile artık gizlenemeyecek boyuta gelen yükselmenin sebepleri nedir?
Öncelikli olarak bu soruya “siyasi sebepleri” irdeleyerek cevap vermek mümkün.
Ekonomik rahatlığın temel belirleyici kriteri dış politikadır.
Dış politikanız ne kadar gerilimli ve agresif olursa, o kadar çok pazar kaybedersiniz ve bu da ekonominizi o derece derinden etkiler.
Benim çevremde turizm sektöründe uzun yıllar çalışan ve kalifiye eleman pozisyonunda olan ama işini kaybetmiş olan en az 10 tanıdığım var.
Satışa çıkartılan otel sayısı 2000’e ulaştı. Çünkü Türkiye’ye gelen turist sayısından şok düşüşler var.
Oteller nerdeyse yarıya yakın fiyat düşürmesine rağmen müşteri bulamıyorlar.
Türkiye, terör saldırılarının olduğu güvensiz bir ülke olarak tanıtılıyor ve rezervasyonlar bir bir iptal ediliyor.
Diğer bir husus Rus uçağını düşürmemizden kaynaklanan gerginliğin hala düzelmemiş olması sonucu devasa Rus pazarını kaybetmemiz, Suriye, İran, Irak ve Mısır gibi ülkelere karşı ortaya koyduğumuz ve içişlerine müdahale boyutuna varan soğuk savaşvari politikaların kaybettirdiği Ortadoğu pazarı ve son olarak Avrupa ülkeleri ile başlayan gerginliğin ekonomiye vurduğu darbe. Bu kadar çok ülke ile ilişkileri bozulan bir ülkenin, bozulan ilişkilerin ekonomisine vurduğu darbe ile baş edebilmesi mümkün değildir. Bu ülkedeki fabrikalar üretim yapacak, stok yapacak, ürettiğini pazarlayacak ama nereye?
Türkiye’den mal alan ülkeler envanterine bakın, her geçen gün nasıl pazarlar kaybediyoruz.
Meseleyi sadece Rusya’nın Türkiye’den domates almamasına bağlayanlar aslında büyük fotoğrafı bilinçli olarak gizliyorlar.
Biz sadece Rusya’yı değil “dünyayı” kaybediyoruz beyler.
Türkiye’nin büyük toptancılarının olduğu ve çok farklı sektörleri barındıran İstoç gibi, Merter gibi, Mercan gibi, Tahtakale gibi, Zeytinburnu gibi yerleri bir gezin ve yüzlerce esnafın nasıl kepenk kapattığının vahim tablosunu gözlerinizle görün.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir ay kadar önce TOBB Ekonomi Şurası'nda konuşmada gündeme getirdiği  “istihdam seferberliği” çok önemli bir talep idi. İşverenlerden mevcut işçi sayısının yüzde 5’i kadar işçi çalıştırmalarını isteyen Erdoğan’ın bu talebine sanayicilerin nasıl cevap verdiğine dair henüz elimizde veriler yok.
Ama bildiğim biz şey varsa tel tel dökülen sanayici ve esnafın gerçek manada istihdam kapılarını açması için dış politikanın sürekli rayına oturması ve içerde güven ortamını tesis edilmesi şart. Hatır için eleman istihdam edenler bir yere kadar dayanabilirler.
Bacaları tütmeyen fabrikaların istihdam seferberliği, bacaların tüter hale “getirilmesi” ile başlar.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Demir 2017-03-30 09:32:37

Ne mi yapmalı? Önce devletin tepesindekilerin bunlara sebep olduğunu idrak etmeli DE kimden bahsediyoruz?