Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmıştı ve 1 Ocak’tan itibaren geçerli olacak asgari ücreti belirlemişti. Buna göre, asgari ücret yüzde 14,17’lik bir artışla net 1603 TL’ye yükseldi. 
2017’de bu rakam net 1404 TL idi.
Asgari ücrette artış demek, sadece işverenin ödeyeceği maaşın ödenmesi anlamına gelmiyor; asgari ücret üzerinden belirlenen birçok rakam var ve hepsini otomatikman artırıyor.
SGK pirimi, bağkur pirimi, işsizlik sigortası fonu kesintisi, damga vergisi, stopaj vergisi ve daha birçok ödeme aynı oranda artıyor.
Asgari Ücret Komisyonu, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşuyor.
Asgari ücret rakamı her sene saatlerce süren pazarlıklar neticesinde belirleniyor.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Heyeti Sözcüsü ve Genel Sekreter Akansel Koç kararın hayırlı olmasını dilerken, açıklanan rakamın istihdama olumlu etkisi olacağını söyledi. 
Türk-İş Heyeti Başkanı Nazmi Irgat ise, açıklanan rakamın beklentilerin gerisinde olduğunu söyledi. Peki, Türk-İş’in beklentisi neydi?
Komisyon toplanmadan önce Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, 2018 yılı taleplerini “Bizim resmi talebimiz, net 1893 lira 90 kuruş. Bu rakamı bize versinler, biz hemen yarın buna imza atalım” diyerek anlatmıştı.
Yani işçi temsilcilerinin beklentisi 1893 TL idi.
6,5 milyon çalışanın geçimini ifade eden asgari ücret, bu sene de 1608 TL olan açlık sınırının alında kaldı.
Ana muhalefet partisi CHP’nin buna tepkisi, asgari ücretin net 2 bin lira olması gerektiği şeklindeydi.
Şimdi bütün bu bilgileri toparlayalım ve değerlendirelim. Sizce sonuç, “Hayırlı olsun, istihdama olumlu etkisi olacak” diyen işverenlerin dediği gibi mi olur?
İşveren 2017 yılında çalıştırdığı her bir işçi için brüt 1777,5 TL ödeme yaparken, 2018 yılında brüt 2029,5 TL, SSK pirimi ve yüzde 2 işsizlik sigortası fonu ödemesi ilave edildiğinde toplam 2.384.66 TL ödeme yapmak zorunda kalacak.
Bu işveren için büyük bir maliyet demektir ve iddia edildiği gibi istihdama olumlu yansımaz bilakis tam tersine kayıtdışı istihdamı artırır.
Zaten üretim maliyetleri ve pazar darlığı içinde sıkışıp kalan işveren, bir taraftan da ucuz ithal ürünlerle de mücadele etmek zorunda…
Bu durumda kendisine büyük maliyet olan sigortalı işçilerini işten çıkartacak, yerine güvencesiz çalıştıracağı, özellikle de mülteci olan işçileri işe alacak. Bu sosyal patlamanın da habercisi anlamına geliyor ama bunu şimdi değerlendirmeyeceğim.
Açıklanan asgari ücret, açlık sınırının altında kaldığı için bir işçi ailesinin çalışarak geçinememesi, işverenin de maliyet sebebiyle kayıtlı işçi çalıştıramaması demek.
İşin garip tarafı işçi temsilcilerinin beklentisi de, ana muhalefetin teklifi de asgari geçimi ifade eden yoksulluk sınırının yarısından daha az, açlık sınırına çok yakın. 
Bu asgari ücret artışından ne işveren fayda sağlayacak ne de işçi; en çok kazanan hükümet olacak. Bildiğiniz gibi en kolay vermek, sana ait olmayanı vermektir; artır nasıl olsa işveren verecek.
Peki, çözüm nedir? Tek çözüm Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde ifade ettiği asgari ücret formulüdür.
Asgari ücret yoksulluk sınırı olan 5 bin TL olacak ve bunun sadece 1000 TL’sini işveren ödeyecek, işverenin ödediği tüm damga vergisi, SSK pirimi, işsizlik fonu ödemesi gibi ödemeler kaldırılacak, geri kalan 4 bin TL’yi de devlet baba karşılayacak.
Devlet bunu nereden karşılayacak? Haydar Baş Bey, emek ve üretim karşılığı senyoraj geliri, madenler karşılığı senyoraj geliri ve enerji gelirlerinden oluşan 8 trilyon TL’nin üzerinde bir kaynak açıklamıştı. 5 bin lira asgari ücreti değil, 10 bin lira asgari ücreti karşılayabilecek bir kaynak var burada…
Duymazdan geliyorsun, görmezden geliyorsun, önemli değil; dünyada 4 milyar insan bu modelden istifade ederken sen sürünmeye devam et o zaman. Kendi düşen ağlamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.