İthal cenneti Türkiye…
Her şey ithal…
En başta paramız…
Yıllardan beri kendi öz parasını basmayan yurtdışından faizle para ithal eden bir Türkiye var. Ülkemiz yaklaşık yarım asırdır kendi öz parasını basmayarak yurtdışından faizle borçlanmakta ve borç aldığı doları hazinesine koyup onun mukabili parasını basmaktadır. Türkiye’de kullanılan para Türk lirası olsa da aslında doların tercümesi… 
Dışarıdan borç alınan para milli olabilir mi? Ya da bugün Türkiye ve dünya ülkelerinin çoğunun yaptığı gibi Merkez Bankası’nda bulunan dolar rezervinin karşılığı basılan yerli paraya “milli para” elbette diyemeyiz. Milli Ekonomi Modeli’nde detaylıca anlatıldığı gibi bu para da ülkelerin emek üretimlerini sömürmekten başka hiçbir işe yaramıyor.
4 milyon ithal Suriyeli mültecimiz var.
En son Afganlılara kucak açarak “Mülteci Ülkesi Türkiye”yi tescillemiş olduk. Bu konuda bu ne sevgi ah dedirten gelişmeler var. Suriyelilerin büyük bir kısmı en son bayramda ülkelerine dönmüştü. Ülkelerinde kalmalarına razı olmayarak tekrar dönmelerini istemek acaba neyin nesi? Yüzlerce Suriyeli mülteciyi elinde bulunduran Almanya’nın onları ülkemize göndermesi bir mülteci ülke olmamızın gereği mi yapıldı? Dört milyon mültecinin Anadolu’nun değişik bölgelerine, bir plan dahilinde ve topluluk halinde yerleştirilmesinden ne amaçlanmaktadır? Türk yaşam biçimine uyumsuz gelenekleriyle, kültürel düzeyi düşük, eğitimsiz bu azınlık kitlelerinin yaptıkları ortada… Savaşın bittiği Suriye’ye bu mültecilerin gönderilmesine yönelik hükümetin bir politikası var mı acaba?
Tarımda olağanüstü potansiyele sahip olmamıza ve daha düne kadar ihracatçı bir ülke olmamıza rağmen şu anda tamamen ithalatçı bir konumdayız. AKP döneminin en başarısız olduğu alanlardan birisi de hiç şüphesiz tarımdı.
Hemen hemen her üründe sorun var. Yüksek girdi maliyetleri özellikle mazot nedeniyle çiftçi üretimden çekildi; köyler boşaldı, boşaltıldı... Her ne ekerse zarar eden; toprağı, traktörü bankalara ipotekli ve hacizli bir Türk tarım, köylü ve çiftçisi var. Tarımda tamamen ithalat cennetine dönen bir Türkiye... Zamanında verilen -verilmeyen- destekler ve krediler büyük oranda ithalata gitti. Üretim yerine ithalatı destekleyen bir politikanın kurbanıyız.
Sığır ithalatında Avrupa’da birinci, dünyada ikinci sıradayız. Hayvancılıkta ithalata dayalı politikanın uygulanması ile Türkiye, Avrupa Birliği’nin sığır pazarı durumunda. Kurban bayramı yaklaşırken canlı hayvan dolu gemiler limanlarımıza yanaşmaya devam ediyor. Verilere göre, son 3 yılda Avrupa Birliği ülkeleri en çok canlı büyükbaş hayvan ihracatını Türkiye’ye gerçekleştirmiş.
Hayvancılık konusunda tamamen diplerde sürünüyoruz. Samandan ete, damızlıktan besilik hayvana, yemden kurbanlık hayvana kadar her şey ithal ediliyor. Süt üreten, et üreten, kasap, köylü, çiftçi halinden memnun olan bir Allah’ın kulu yok gibi… Üretimin ve üretenin yani “milli” olanın cezalandırıldığı, ithalatın desteklendiği bir dönemi yaşıyoruz.
Bu ithalatçı kafa ile Türkiye nereye varır acaba, sevgili okurlar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.