“Abbas b. Abdulmuttalib ve birkaç kişiyle Kâbe’nin karşısında oturmuş sohbet ediyorduk. Fâtıma b. Esed’in doğum sancıları içinde Kâbe’ye yaklaştığı gördük. Kâbe’ye yöneldi ve şöyle dua etmeye başladı: ‘Ey Rabbim! Sana, peygamberlerine ve onlara gönderdiğin kitaplarına inanıyorum. Ben atam İbrahim’in söylediklerini tasdik ediyorum. Doğrusu O, bu evi yükseltti. Öyleyse Kâbe’yi yapanın ve karnımda taşıdığım bu çocuğun hürmetine bana bu doğumu kolaylaştır.’
Bu sırada hepimizi hayrete düşüren bir şey oldu. Gözlerimizin önünde Kâbe’nin duvarı yarıldı ve Fâtıma b. Esed içeriye girdi ve gözden kayboldu ve yarılan duvar tekrar birleşti. Biz koşarak Kâbe’nin kapısına vardık ve kilidini açmaya çalıştık ancak açamadık. Bu esnada bu olayın sıradan bir olay olmadığını anladık. 
Dört gün sonra tekrar Kâbe’nin yarılan yeri açıldı ve Fâtıma b. Esed kucağında (nur topu gibi) bir çocukla dışarı çıktı. (…) ‘Gaibden gelen bir ses bu bebeğin adını Ali koymamı istedi’ dedi. (Biharu’l-Envar, c.35, s.8; Prof. Dr. Haydar Baş, İmam Ali, s.184-185).
“Fil Yılı’nın 30’u, Receb ayının 13’ü ve günlerden cumaydı o gün, hicretten tam 23 yıl önce…” (El-İrşad, Şeyh Müfid, s.3).
Hz. Ali’nin (a.s.) Kâbe’nin içinde doğumu hususunda Ehl-i Sünnet (Murucu’z-Zeheb, Mes’udi c.2 s.358; Metalibu’s-Suul, s.63; Kifayetu’t-Talib, s.407 vs.) ve Ehl-i Beyt (Beşaretu’l-Mustafa, s.26, İlamu’l-Vera, c.1, s.306; Biharu’l-Envar, c.35, s.8 vs.) âlimleri arasında ittifak vardır. Hz. Ali’den başka Hz. Âdem’den günümüze kadar Kâbe’de doğan hiç bir kimse olmamıştır.
İmam Ali, cennet ve cehennemi bölendir. 
Hz. Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor: “Hz. Ali (a.s)'ın sevgisi ve dostluğu imandır, ona buğz ve düşmanlık ise küfürdür. Bundan dolayı O hazretin gerçek dostları cennete, düşmanları ise cehenneme gireceklerdir. O'na ‘Kasimu’n-nari ve'l cenneti/Cennet ve cehennemi bölen’ denilmesi, işte bu sebepten dolayıdır.” 
İmam Ali, cennete ilk girecek olan kimsedir.
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ya Ali! Cennete ilk girecek olan şahıs sensin.”
Hz. Ali (a.s), “Hatta sizden de mi önce?” dediğinde, Resûlullah (s.a.a), “Evet; çünkü sen dünyada benim sancaktarımdın, ahrette de sen benim sancaktarımsın; sancaktar daima öndedir” buyurdu.
Abdullah b. Mesud şöyle diyor: “Şüphesiz ki Kur'an yedi harf üzere nazil olmuştur. Her harfin bir zahiri ve bir de bâtını vardır. Kur'an'ın zahir ve bâtın ilmi ise Ali'nin yanındadır.” (Usdu’l-Gabe, 4/22).
Yine şöyle diyor: “Ali, Peygamber (s.a.a)'den sonra insanların en bilginidir. Onu sürekli akan bir deniz gibi gördüm.” (Ensabu’l-Eşraf).
Said b. Museyyib ise şöyle diyor: “Ali'den başka insanlardan hiç kimse ‘istediğinizi bana sorun’ diyememiştir.” (Tefsir-i Taberi, 26/16; Tabakat, 338 ve Fethu’l-Bari, 10/221).
İbn-i Abbas şöyle diyor: “Benim ve ashabın ilminin, Ali (a.s)'ın ilmi karşısındaki konumu bir damlanın yedi deniz karşısındaki konumu gibidir.” (İstiab, 3/1104).
Mübarek İmam Ali (aleyhisselam), günümüzden tam 1418 yıl evvel, 599 yılında Receb ayının 13’ünde doğmuştur. Yani bugün O mübareğin doğum günüdür. 
İyi ki doğdun ey Kerremallahü Veche!
İyi ki doğdun ey Ebu’l-Hasan!
İyi ki doğdun ey Ebu Turab!
İyi ki doğdun ey Haydar-ı Kerrar!
İyi ki doğdun ey Şah-ı Merdan!
İyi ki doğdun ey Aliye’l-Mürteza!
İyi ki doğdun Şir-i Yezdan!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Süleyman Guliyev 2017-04-11 01:10:08

Selamun aleykum, sizlere teşekkür ederim ALLAH c.c razı olsun! hak sahibinin hakkını iade etdiyinize göre, dogruları anlatdıgınıza göre...

banner122

banner121